28 Ocak 2021 Son güncelleme saati 09:15 GMT پنجشنبه 09 بهمن 1399
11 Ekim 2020 13:16
Engin Zengin -Yorum Bizde olması gerekirken olmayan, ama ecnebide olan bir haslet..
FHA- Yazar Engin Zengin’in sanal medyada paylaştığı bir yazıda, İslam’dan, adaletten, mertlikten söz eden bazı ülkelerde hayal bile edilemeyen sade yönetim tarzının, ecnebilerde olması irdelendi…

FHA- Haklı bir şekilde bugünkü “taraflar” ı karşılaştıran yazarın, mevcut adalet ve sosyal yönetim tarzını sorgulaması dikkat çekti. İşte o yazı:

Bir düşünün… Hafta sonu bir otelde kalıyorsunuz,

oda temizliği için gelen görevli kapınızı çalıyor. Açtığınızda karşınızda duran temizlikçi eski bir bakan.

 

İsveç’in eski bakanı,

25 yıl milletvekilliği yapmış, üstelik yıllarca İsveç’in en büyük partisi olan Sosyal Demokrat İşçi Partisi başkanlığı görevini yürütmüş olan Mona Sahlin tam da bunu yapıyor şu sıralar. Kızının kurduğu bir temizlik şirketinde hafta sonları otel odası temizliyor.

Hiç gocunmadan…

 

Sahlin 25 yılı aşkın siyasi hayatı boyunca iki kez rüşvet ve yolsuzluk iddiasıyla soruşturma geçiriyor.

İlkin, sağcı bir gazete Sahlin’in devlet işleri için tahsis edilen kredi kartından kendisine çikolata aldığını öne sürdüğünde Sahlin görevinden istifa ediyor ve kendisini mahkemeye veriyor.

Tarihe “tobleron davası” olarak geçen bu soruşturma sonucunda aklandıktan sonra görevine geri dönüyor.

 

Sahlin’i ikinci kez rüşvet iddiasıyla yolsuzlukla mücadele komisyonu karşısına çıkaran suçlama ise, denetim mekanizmalarının demokrasilerde nasıl çalıştığı konusunda ibret olacak cinsten.

 

Sahlin, bakanlık yaptığı dönemde, ünlü tenisçi Roger Federer’in Dünya Şampiyonluğu final maçına turnuva organizatörleri tarafından onur konuğu olarak davet ediliyor.

Ancak yolsuzlukla mücadele komisyonu,

Bu daveti kabul edip maç bileti ücreti ödemediğinden,

Siyasal makamını kullanarak kendisine çıkar sağladığı gerekçesiyle Sahlin hakkında soruşturma başlatıyor.

Turnuva organizatörleri, bu tür organizasyonlarda onur konuğu davetiyelerinin parayla satılmadığını söyleseler de aynı şekilde davet alan İsveç Genel Kurmay Başkanı’nın davetiyeyi reddedip kendi parasıyla bilet almış olması Sahlin’i çok zor durumda bırakıyor.

 

Sahlin partisinin başında girdiği seçimlerde % 0,5 oy kaybına uğradığında ise görevinden istifa ediyor..

Size çok garip geliyor değil mi?