17 Ocak 2021 Son güncelleme saati 03:07 GMT يکشنبه 28 دی 1399
25 Kasım 2020 08:09
Furkan Erten -Yorum Ahlâksızlık taşeronluğu sinemalarda
FHA- Organize bir ifsat projesi olarak toplumlara dayatılan LGBT ve cinsiyetsizlik söylemleri Türkiye’de sanat alanını da işgal etti.

FHA- LGBT, çocuk istismarı ve hatta ensest içerikli sapkın dizi ve filmler uluslararası festivallerde özellikle ödüllendiriliyor. Türkiye’de de Malatya Film Festivali’nde “cinsiyetsiz oyuncu ödülü” verilmek istenmiş, gelen tepkiler üzerine festival iptal edilmişti. LGBT ve cinsiyetsizlik söylemlerinin sanat ve sinema alanındaki etkilerini gazetemize anlatan sinema yazarı Serdar Arslan, “İş öyle bir hal aldı ki, ödül otoriteleri açık açık, ‘Ben ödül vereceğim filmlerde LGBT kriterleri arıyorum’ diye ilan ediyor. Bizde dünya ölçeğindeki durumun taşeronluğu yapılıyor” dedi.

Dünya genelinde LGBTİ ve cinsiyetsizlik söylemlerini içeren yapımlar festivallerde ödül sahibi oluyor. Çocuk istismarı, ensest, cinsi dayatma konularını işleyen dizi ve filmler ödülden ödüle koşuyor. İnternet platformlarına da her gün skandallarla dolu içerik yükleniyor. Bu da LGBT ve cinsiyetsizlik projesinin organize tarafını gözler önüne seriyor. Dünyada durum böyleyken Türkiye’de de çok farklı değil. Geçen hafta Malatya Film Festivali, “cinsiyetsiz oyuncu ödülü” vereceğini açıkladı. Uluslararası film otoritelerinin gözüne girmek için atılan bu adımdan sonra gelen tepkiler üzerine festival iptal edildi. Sinema yazarı Serdar Arslan, Türkiye ve dünya sinemasında yaşanan sapkınlığa dair gelişmeleri Millî Gazete muhabiri Furkan Erten’e değerlendirdi.

“ÖDÜL OTORİTELERİ, AÇIK AÇIK ‘LGBT UNSURLU FİLME ÖDÜL VERECEĞİM’ DİYOR

Özellikle festivallerde LGBT, cinsiyetsizlik gibi argümanları kullanan yapımlar ödül alıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında dünya ölçeğinde geldiğimiz noktayı düşündüğümüz zaman, sektör öyle bir hal aldı ki artık bu durum yargılanmıyor. Çünkü ödül otoriteleri açık açık ‘Ben ödül vereceğim filmlerde bu kriterleri arıyorum’ diye ilan ediyor. Oscar Ödülleri’ni veren Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, bundan böyle en iyi film ödülü vereceği yapımın taşıması gereken dört özelliği açıkladı. Bunlardan bir tanesi de “filmin LGBT unsurları taşıması” şeklindeydi. Yine Berlin Film Festivali de bundan sonra verilecek ödüllerde kadın-erkek oyuncu ayrımına gitmeden sadece en iyi başrol performansı ödülü vereceğini duyurdu.

“AİLEYİ ORTADAN KALDIRMAK GİBİ UZUN VADELİ VE ÇOK ORGANİZE BİR TARAFI VAR”

Türkiye’deki duruma gelirsek…

Dünya ölçeğinde durum böyle iken bizde de bu tavırların yansımalarını festivallerde görüyoruz. İstanbul Film Festivali, bu yıl Altın Lale’yi eşcinsel bir ilişkiyi konu edinen Ümit Ünal’ın “Aşk, Büyü, vs.” filmine verdi. Yine benzer unsurları barındıran yapımlar festivallerde çokça karşımıza çıkıyor ve ödüllendiriliyor. Öncelikle bu konunun kökenini konuşmak gerekiyor. Bu tür yaklaşımlar cinsiyetin ortadan kaldırılması, kadının hakları savunuluyormuş gibi yapılıp aslında kadının kendi varlığına yabancılaştırılması ve hatta çocuk istismarı ve ensesti içeriyor. Konunun dünya nüfusunu kontrol altına almak için cinsiyet rollerini ve aileyi ortadan kaldırmak gibi uzun vadeli ve çok organize bir tarafı var. Öte yandan daha çok konunun taşeronluğunu yapanlar ise yani bu yöndeki kararları gözü kapalı uygulayan, çoğaltanlar ise konu üzerinden kendilerine sentetik bir ‘metafizik’ alan açmaya çalışıyorlar. Cinsiyetsizliği varoluşsal bir amaç gibi algılamaya başlıyorlar. Bu aynı zamanda kendilerine bir konfor alanı da sağlıyor. Özellikle bizdeki refleksler daha çok bu yönde. Sinema yazarları, yönetmenler, festival otoriteleri bu havaya kapılmış gidiyor.

“BERLİN FİLM FESTİVALİ’YLE YARIŞIR GİBİ AÇIKLAMA”

Geçen günlerde Malatya Film Festivali’nden cinsiyetsiz oyuncu ödülü açıklaması geldi. Ardından festival iptal edildi. Malatya Film Festivali’nin bu skandalı için neler söylersiniz?

Dediğim gibi bizde dünya ölçeğindeki durumun taşeronluğu yapılıyor daha çok. Düşünün, cinsiyetsiz oyuncu ödülleri vereceğini açıklayan Berlin Film Festivali’nden önce bir festival ekibi çıkıp adeta yarışır gibi ‘Biz de cinsiyetsiz oyuncu ödülleri vereceğiz diye’ açıklama yapıyor. Üstelik bir Anadolu şehrinde yapılan festivalde oluyor bu. Konunun temelinde bizde bu konular ile ilgili düşünce ve eylem üretenlerin entübe bir zihinle yaşıyor ve düşünüyor olmaları var.

“KADIN, AİLE, TOPLUM ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ GİDEREK ARTACAK”

Sanat alanını işgal eden, insan nesli ve toplum için ciddi risk oluşturan bu tavırlara karşı neler yapılmalı?

Konuştuğumuz şey, savunuculuğun veya reddin ötesinde değerlendirmeyi gerektiren çok önemli bir konu. Düşünün, onuncusu yapılacak bir festival bu konudan dolayı iptal ediliyor. Bu kadar somut etkilerini görüyoruz artık. Görmeye de devam edeceğiz. Kadın, aile, toplum üzerindeki etkileri giderek artacak. Sanatçılar, doktorlar,  psikologlar, sosyologlar ve din adamları meselenin her yönünü ele alıp bu konuda bir bakış açısı ortaya koymalı. Bakış açısı da açıkça ilan edilmeli. Çünkü bizde meseleyi tüm yönleri ile ele alan, meseleye bakış açısı geliştiren, insan fizyolojisini, fıtratını, dini, psikolojiyi ve sosyolojiyi hesaba katarak geliştirilmiş bir bakış açısı yok. En başta buna ihtiyacımız var. Yoksa LGBT yürüyüşlerini engellemek, kanallara ceza vermek uzun vadede hiçbir yarar sağlamayacak.

“NETFLİX BU YÖNDEKİ ÇABANIN ANA MERKEZLERİNDEN BİRİ”

Netflix sürekli tartışılıyor. Yorumunuz nedir?

Aslında Netflix’in de tavrı bu konuda oldukça belirgin. Yani insan fıtratıyla oynayarak cinsiyeti ortadan kaldırmaya ve insan neslini istedikleri şekle sokmaya yönelik organize çabanın önemli bir merkezini oluşturuyor. Hatta bu konuda ufku şu an Netflix belirliyor. Önümüze pedofili ile ilgili içerikleri koyuyor olması bu rolünün gereği. Çocuk istismarını, ensesti bile normalleştirecek bakış açısına insanlığı hazırlıyor.  Açık ve net, Netflix bu yöndeki çabanın ana merkezlerinden biri. Ülkemizde Netflix kullanıcılarının sayısı hesaba katılınca içinde olduğumuz durumun vahametini siz düşünün. Bunun için devlet ve özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı konuya ciddiyetle eğilmeli ve bu konuda çok etraflı çalışmaları hayata geçirmeli.