17 Ocak 2021 Son güncelleme saati 06:47 GMT يکشنبه 28 دی 1399
31 Aralık 2020 09:14
İsmail Bendiderya -Yorum Boğaziçi Üniversitesi ABD ve Siyonizmin Nesi Oluyor?
FHA- ABD ve İsrail virüsü olan LGBT, şimdi de Türkiye'de Boğaziçi Üniversitesi'nden yayılıyor resmen!

FHA- Bu üniversitenin ülkemizde nasıl bir fonksiyon icra ettiği ve milli değer ve inançlarımıza karşı nasıl bir topyekun saldırı başlattığı açıkça ortaya çıktı.

Bu aymazlık değil, resmen bir milleti aymazlaştırmaktır.

Bu ülkenin insanları ne zamandan beri akla gelebilecek her nevi ahlaksızlık ve kötülüğü “normal” addeder oldu?

Hiçbir zaman.

Peki, neden dışarıya ve yeni nesle böyle bir görüntü veriliyor?

Çünkü bu bir algı operasyonudur; bir ülkeyi sömürmek isteyenler o ülkenin dininden önce ahlakına saldırırlar.

Zira ahlaksızlığın dini de yoktur zaten.

Milli değerlerine saldırırlar.

Zira bir ülkede birden çok din ve inanca sahip insan toplulukları yaşar.

Ama hepsi tek “millet” olma bilinciyle o ülkeyi ayakta tutar ve devletin dolaylı dayanağı olur.

O devlet ve o millet de sömürülme ve sömürüye karşı kuvvetle direnir o zaman.

Aksi halde, devletten de, milletten de eser kalmaz.

   ***

Devletsiz millet başsız beden demektir.

Ahlaksız bir din veya “ahlaksız bir insani yaşam tarzı” ise zaten tasavvur edilemez.

Zira insanla hayvanı ayıran en bariz haslet ahlak ve insani karakterdir, düşünce ve adalettir.

Ahlaksız din veya yaşam tarzı; sadece şeytanın dini ve onun yaşam tarzıdır.

Bütün bunları niye mi yazıyorum?

Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Kulübü, geçtiğimiz günlerde yeni bir skandala imza atmış.

 Ticaret Bakanlığı'nın bünyesindeki Reklam Kurulu’nun internet üzerinden satış yapan sitelerde LGBTİ+ ve gökkuşağı temalı ürünlerin +”18” ibaresiyle satışa sunulması yönündeki kararı sonrası Boğaziçi LGBTİ+ adlı üniversite kulüp bir açıklama yayınlamış. Açıklama “7 yaşımızdayken de 70 yaşımızdayken de lubunyayız”, “LGBTİ+ çocukla r vardır” gibi akıl ,ahlak ve bilim dışı ifadelerle ülkemizin milli değerlerine saldırıyor.

Ey din ve millet derdi olanlar, ey özgür ve şerefli ruh sahipleri!  Neredesiniz??!!

   ***

 

Buna ilk tepkinin AKP ve MHP’den, sonra da diğer partilerle devlet ve hükümet erkânından, özellikle de aileden sorumlu Bakandan gelmesini beklerdik, ama maalesef öyle olmadı ve ilk tepki Türkiye Liseliler Birliği’nden geldi.

Bir sol görüşten yani…

7-24, din ve milli değerlerden bahsedenlerin utanması gereken bir durum değil mi?

   ***

 

Türkiye Liseliler Birliği, internet sitesinden yaptığı yazılı açıklamada “Çocuk LGBTİ YOKTUR, çocuk istismarı vardır. Ülkemize, etnik, mezhepsel, cinsel ve her türlü kimlikçi bölünme, ‘demokrasi ve insan hakları’ adı altında dayatılmıştır”diyor.

Haksız mı?

   ***

Bu liseli gençler şöyle haykırıyor:

Boğaziçi LGBTİ kulübünün daha önce İstiklal Marşı'mızla dalga geçme hadsizliğinde bulunduğunu da hatırlayalım.

 Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Topluluğu, "Çocuk LGBTİ Vardır" diyerek yeni bir hayasızlığa imza atmıştır.

Buna susmak, bu vatanın geleceğinin yok oluşuna susmaktır.

Zira çocuklar, geleceğin yegane garantisidirler.

   ***

Ticaret Bakanlığı’nın aldığı kararın LGBTİ dayatmasına ve özendirmesine karşı yerinde olduğunu da hatırlayın.

“Emperyalist endüstri, LGBTİ temalı ve cinsiyetsiz (unisex) ürünlerle, bu çürümeyi bize dayatmaktadır. Çizgi filmlerde 11 yaşındaki çocuk karakterleri yaşına uygun olmayan eşcinsel ilişkilere sokmaktadır. Özellikle giyim alanında açık bir LGBT özendirmesi, hatta dayatması söz konusudur. Küçük çocuklarımızın "Çocuk LGBTİ" adı altında "meşru" tecavüzlere uğramasına karşıyız, gelecek nesillerin çürütülmesine karşıyız, aile kurumunun bozulmasına ve yok edilmesine karşıyız ve bu sapıklığa geçit vermeyeceğiz!”diyene siz katılmaz mısınız?

   ***

“…Amerikan emperyalizminin başını çektiği küreselleşme ve ulus devletleri yok etme süreci kapsamında ülkemize, etnik, mezhepsel, cinsel ve her türlü kimlikçi bölünme, "demokrasi ve insan hakları" adı altında dayatılmıştır.

Bu neoliberal iklimle;

Terörün adı "demokrasi",

Fuhuş tecavüzünün adı "seks işçiliği",

Türkiye düşmanlığının adı "insan hakları",

Çocuk tecavüzünün adı "cinsel tercih özgürlüğü" olmuştur.

Milletimizi bin yıllardır var eden; aile, bayrak, vatan, ahlak, erdem, fedakarlık gibi her türlü birikim ve değer, "eski, çağ dışı" ilan edilerek hedef alınmıştır. Bu emperyalist taarruza karşı koyan herkes "faşist"likle itham edilerek bastırılmaya ve sindirilmeye çalışılmıştır.

 

"Toplumsal cinsiyet" adı altında kadın ve erkeğin dışında onlarca cinsiyet uyduran, LGBTİ dayatmasına dönüştüren bu çürümüş hareket, pedofiliyi de bir "cinsel kimlik" kılıfına bürümüş ve son yıllarda çocukları hedef almaya başlamıştır.

Eşcinsellik tarihi, kadının kafeslere kapatılması tarihidir.

Eşcinsellik tarihi, çocuklara tecavüz tarihidir.

Köleci Antik Yunan'da, Köleci Roma'da ve toplumların çürüme-dağılma dönemlerinde artan eşcinsellik göstermiştir ki eşcinselliğin arttığı toplumda kadınlar aşka layık görülmemiş, toplumun dışına itilmiş, oğlanlara ve kız çocuklarına tecavüz edilmiştir.

Bu çürüme hareketi, erkeğe anne, kadına baba diyecek çocuklar istemektedir.

Bu çürüme hareketi, "çocuğun cinsel tercihi" diyerek evlerde tecavüz edilecek çocuklar istemektedir” cümlelerine sonuna kadar katılmayan var mıdır?

   ***

Buyurun, siz karar verin:

Şu örnekler çarpıcıdır:

-İngiltere’de bir okulda özel gereksinimli 17 öğrenci cinsiyet değiştiriyor. Sayının yüksekliği üzerine soruşturma yapılınca ,o kulda görev yapan bir öğretmenin otizmli çocuklara “yanlış cinsiyettesin” telkini uyguladığı ortaya çıkıyor.

-Los Angeles'taki Onur Yürüyüşü'ne, 7 yaşındaki sözde "trans çocuk" öncülük ediyor. (Böyle bir şey mümkün müdür? Diye sormayın, bizim geleceğimize lakayt kaldığımız şu halimiz kadar mümkün işte!)

-Brezilya'da bir lezbiyen çift, erkek çocuklarının sözde "cinsel özgürlüğü" için cinsiyet değiştirme ameliyatı yaptırıyorlar ve cinsel organı kesilen 9 yaşındaki çocuk ölüyor. Bu özgürlük değil vahşettir!

-Herhangi bir çocuğun fotoğrafını çekmek ve yayınlamak abesken "LGBTİ Çocuk" adı altında çocuklarımız soyuluyor, yürüyüşlerde fotoğrafları çekiliyor ve dünyaya servis ediliyor. Emperyalist endüstri, LGBTİ temalı ve cinsiyetsiz (unisex) ürünlerle, bu çürümeyi bize dayatmaktadır. Çizgi filmlerde 11 yaşındaki çocuk karakterleri yaşına uygun olmayan eşcinsel ilişkilere sokmaktadır. Özellikle giyim alanında açık bir LGBT özendirmesi, hatta dayatması söz konusudur. Ticaret Bakanlığı'nın çocuklara yönelik LGBTİ ürünlerini ve çocukların oynatıldığı LGBTİ reklamlarını 18+ ibaresiyle sınırlandırılması çok doğru ve yerindedir.

Milletimizin geleceği olan çocuklarımız, hayaller kuracak, oyunlar oynayacak, spor, sanat ve bilimle ilgilenecek küçük, saf ve temiz çocuklarımız, "lezbiyen çocuk, gey çocuk, trans çocuk" gibi cinsel kimliklerle etiketlenmeye ve cinsel objeye dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Çocuk dünyasında böyle bir şeye kesinlikle yer yoktur!

   ***

SÖZDE İLERİCİLİK ADINA, SÖZDE BİLİMSELLİK ADINA BU SAPIKLIK MEŞRULAŞTIRILAMAZ!.

Bilimsel çocuk gelişim kuramlarının yanı sıra, aklımız, mantığımız ve vicdanımız da bu gerçeği söylemektedir.

Küçük çocuklarımızın "Çocuk LGBTİ" adı altında "meşru" tecavüzlere uğramasına karşıyız, gelecek nesillerin çürütülmesine karşıyız, aile kurumunun bozulmasına ve yok edilmesine karşıyız ve bu sapıklığa geçit vermeyeceğiz!

"İlkem, Küçüklerimi Korumak..." andıyla büyüyen Türkiye Liseliler Birliği olarak bu sapıklığı kabul etmiyoruz.

Türk gençliğinin ve milletimizin vicdanına sesleniyoruz:

Arkadaş!

Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın!” feryadına destek vermeyen ve bu hayati uyarılara katılmayan kim var?

Bu uyarı ve tepkiyi öncelikle milliyetçi ve dindar kesimin yapması gerekirken o kesimden çıt yok...

Daha önemli işleri ve başka meşgaleleri var demek ki…

Bu yüreği ve duruşu gösterebilen, bu basiret ve feraseti taşıyan uyanık vatan evlatlarını kutlarım.

Unutmayalım:

“Sahipsiz vatanın batması haktır/ Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır!”

Sağlıcakla kalın efendim