23 Ocak 2021 Son güncelleme saati 09:52 GMT شنبه 04 بهمن 1399
12 Kasım 2020 09:08
Şakir Tarım -Yorum Azerbaycan’da küresel tuzak
FHA- Azerbaycan kararlılığını sürdürdü. Ermenistan’ın 1992’de işgal ettiği Dağlık Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturma mücadelesini başlattı.

FHA- Bismillâhirrahmânirrahîm;

ERMENİSTAN, 27 Eylül 2020’de, hiçbir gerekçe göstermeden Azerbaycan’a saldırdı.  Azerbaycan ordusu hemen harekete geçerek Ermeni ilerleyişini durdurdu. Azerbaycan ordusunun karşısında varlık gösteremeyen Ermeniler sivilleri hedef aldı; köylere, diğer yerleşim yerlerine bomba yağdırmaya girişti. Azerbaycan kararlılığını sürdürdü. Ermenistan’ın 1992’de işgal ettiği Dağlık Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturma mücadelesini başlattı.

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’da ilerleyişi; köy ve şehirleri işgalden kurtarmaya girişmesi sonucu, Ermeniler “ateşkes” çağrısı yapmaya başladılar. Fakat saldırılarını durdurmadılar. Azerbaycan Dağlık Karabağ’da ilerleyişini sürdürdü. Ermenistan 25 Ekim’de 3. kez ateşkes istedi. 26 Ekim sabahı saat 08.00’den başlamak üzere “ateşkes” kararı alındı. Fakat o da ne? Ermenistan daha ateşkesin başlamasından 5 dakika sonra Terter şehri ve köylerine bombalı saldırılar başlattı.

Savaşta askeri gücü olmadığı açıkça görülen Ermenistan bu cesareti nereden alıyordu? Cumhurbaşkanı Aliyev, Azerbaycan Halkına Sesleniş konuşmasında, “Ermenistan’a kaçak yollardan silahlar gönderildiğini” açıkladı. “Savaş insanlık suçudur; sivilleri vurmak cinayettir” diyerek, “Sadece savaş meydanında ülkelerini savunacaklarını” söyledi. (15.10.2020)

1992’de Ermenistan Dağlık Karabağ’ı işgal edince, BM kontrolünde konuyu “barışçıl yollarla” çözmek için ABD, Rusya ve Fransa’dan oluşan MİNSK Grubu kuruldu. Grup 1992’den bu yana problemin çözümü için tek adım atmadı. Konuyu sürüncemede bıraktı. Azerbaycan’ın Karabağ’da ilerleyişi karşısında, “MİNSK üçlüsü” Ermenistan’a destek için, “ateşkes” ve “sorunu masada çözme” yöntemlerini seslendirdi.

SİNSİ HESAPLAR

SORUNU barışçı yollarla çözme görevini üstlenen MİNSK üçlüsü açıktan Ermeniler’den yana tavır koydu. “Ermenistan’a silah desteği verdiği” basına yansıdı. Azerbaycan, gelişmeler sürerken, Türkiye’nin de anlaşma masasında bulunmasını önerdi. Rusya Dışişleri Bakanı bu teklifi reddetti. Rusya ve Türkiye’nin Astana sürecindeki beraberliği hatırlatılınca, “Biz Türkiye’ye stratejik müttefiklik sözü vermedik” ifadesini kullandı.

ABD’nin Kafkasya bölgesindeki hedefleri için Türkiye’ye ihtiyacı vardı. Konu, Türkiye ve Rusya cumhurbaşkanları tarafından da görüşüldü. Putin, “Türkiye ile Ermenistan konusunda Dağlık Karabağ’la ilgili farklı görüşlerimiz var” dedikten sonra “kur” yapmayı da ihmal etmedi: “Erdoğan sert görünse de esnek bir lider!” (23.10.2020) Putin, Avrasya’nın ortasındaki Türkiye’nin “şimdilik” anlaşma masasında bulunmasını menfaatlerine uygun görüyordu.

Azerbaycan, Ermenilerin aralıksız saldırıları karşısında Dağlık Karabağ’ı özgürleştirme mücadelesini sürdürdü. Anlaşmalara uydu. Ülkesini savunan taraf oldu. PKK’nın Ermenistan saflarında savaşması, terörü himaye eden Amerika’nın olaydaki rolünü açıkça ortaya çıkardı. Buna rağmen, Azerbaycan’ın Karabağ’daki kontrol merkezi durumundaki Şuşa şehrini ele geçirmesi dengeleri bozdu. Azerbaycan büyük güç kazandı. Ermeniler şehri terk ettiler. (08.11.2020)

Kilit şehirlerden Şuşa’nın düşmesi Ermenileri bozguna uğrattı. Paşinyan, Ulusal Güvenlik Başkanı’nı görevden aldı. Şuşa’da ezan sesleri semalara yükseldi.

Azerbaycan’a saldırı küresel planın bir parçası… Taktik savaşları sürüyor. Küresel güçlerin saldırgan, ateşkese uymayan, savaş suçu işleyen Ermenistan’a destek vermeleri düşündürücü değil mi?

KURTLAR SAHNEDE

SİZ bütün bu olup bitenlerin tabii seyri ile geliştiğini mi sanıyorsunuz? Hayır! Dış politikada tesadüfe yer yoktur. Yaşadığımız olaylar önceden hazırlanmış sinsi bir planın sonucu. Son yüzyılda, dünyayı kontrollerine almak isteyen sömürgeci güçlerin iştahı durmadan kabarıyor.

Şu tarihi olaya dikkat edin! 1988’de Türkiye, Filistin davasını desteklediğini açıklayınca, ABD’nin tavrının nasıl olduğunu biliyor musunuz? ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı sıfatı ile Joseph Biden şu tehdidi yaptı: “Türkiye’nin etrafını ateş çemberine çeviririz.”

Bu tehdidin yapıldığı son 32 senede “Türkiye’nin etrafında” neler yaşandığına dikkat ediyor musunuz? Balkanlar ve Kafkasya karıştırıldı. Irak ve Suriye bölündü. Doğu Akdeniz ateş çemberinde! Hepsi küresel planın gereği...

Rusya, 1990’da Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’a işgalini desteklemişti. Azerbaycan yeni bağımsızlığına kavuşmuştu. Henüz ordusu ve silahı yoktu. Düşmanın nasıl zayıf tarafımızı kolladığını görüyor musunuz? ABD ve Rusya arasında zaman zaman menfaat çekişmesi yaşansa da, dinleri sebebi ile, hep Müslümanlara karşı birleştiler. Putin’in, “Türkiye ile Ermenistan konusunda farklı görüşlerimiz var” deyişi bu yüzden. Din beraberliği her şeyin önünde ve Ermenistan’ı destekliyorlar.

İslâm dünyası daldığı derin uykudan uyanmak zorunda! Bütün gerçekler Hıristiyan dünyasının birbirini desteklediğini haykırıyor. Ya Müslümanlar! Daha ne zamana kadar birbirlerine karşı ilgisiz kalacaklar? Akif’in, “Bir uykuya daldık ki, cehennemde uyandık” sözü gerçek mi oluyor?