8 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 02:16 GMT شنبه 18 مرداد 1399
17 Haziran 2020 11:03
İsrafil Bayrakçı -Yorum Ayasofya politikaya alet edilmemeli
FHA- Osmanlı’nın şahlanışı ve İstanbul’un fethedilişi miladi 1453 tarihinde olmuştur. O günden 1934 yılına kadar Ayasofya, Müslümanların ibadet ettiği cami halindeydi.

FHA- Zamanın padişahı Fatih Sultan Mehmet o zamanki gayrimüslimlere Ayasofya’nın bedelini ödeyerek cami haline getirmiş ve Müslümanlara vakfetmiştir. Vakfiyesini bozanlar için de lanet okumuş ve bozanlar da bundan herhalde nasibini almıştır. Sonraki dönemlerde iktidar gücünü elinde bulundurup da Ayasofya’yı cami haline getirmeyenler için neler derdi acaba bilemiyoruz. İkide bir bazı siyasetçilerin sıkıştıkları zaman gündem değiştirme ve günü kurtarma adına milletin hassasiyetinin en üst düzeyde olduğu bu mevzuyu dillendirerek, politik çıkar ve menfaat sağlama çabalarını öteden beri biliyoruz.

Bu maksatlarla bugünlerde konuyu bu mülhem noktadan ele alarak gerçek manada değil de yine bir şov uğruna konuyu ve meseleyi tahkir etmek ve gerçek amacından saptırmak gayretlerini maalesef müşahede ediyoruz. Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması hususunda Milli Görüş, 50 yıldan beri mücadele etmekte; Milli Gençlik ile Anadolu Gençlik bu uğurda ve hususta canları pahasına mücadele etmekten bir an bile geri durmadılar. İktidar bütün bunları göz ardı ederek, “Ayasofya’yı da biz yaptık, biz açtık” derse kimse şaşırmasın. Diyebilir mi? Evet. Birileri de sormaz mı acaba? Daha dün “Ayasofya’yı açalım” diyenlere, “Yan tarafta Sultanahmet’i

doldurmayacaksın, ‘Ayasofya’yı dolduralım’ diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgâh” diye meseleyi geçiştireceksiniz, daha sonra da konuyu basite alarak, “Büyük Çamlıca Camii’ni yaptık. Dört beş tane Ayasofya eder” diyerek sanki millet namaz kılacak yer arıyormuş da çare buluyor gibi görüneceksiniz. Hâlbuki siz de gayet iyi biliyorsunuz ki buradaki maksat, Sultan Fatih’in vasiyetinin yerine getirilmesidir.


Peki, şimdi ne değişti? “Tezgâh kuranlar” kimlerdi? Oyun bitti mi acaba? Yoksa yine sıkıştınız, özellikle de ekonominin çöküşünü durduramıyorsunuz. Bunu da milletten nasıl saklarız ve milleti nasıl uyuturuz’un emaresi midir?


Bilim Kurulu ile Sağlık Bakanı’nın öngörüsünü ve tavsiyesini bir kenara koyarak, “Vatandaşı dinledim. Gönlüm el vermedi. Kayıtsız kalamadım. Onun için hafta sonu sokağa çıkmama uygulamasını kaldırıyorum” diyerek esasen milleti ne denli tehlikeye, riske atıldığınızın herkes farkındadır. Keşke KYK’lılar, EYT’liler, atanamayan öğretmenler ve engellileri düşünseydiniz de gerçekten samimi olduğunuza inansaydık. Milletin hayrına olan da bu olurdu.

Gerçekleri söylemek gerekirse bütün bu yapılanlar ekonominin kötü gidişatından ve iktidarı kaybetme kaygısındandır. Zaten bugünlerde partiler kanunu, seçim sistemi değişikliği gibi konuların iktidar ve ortağı tarafından gündeme alınması meseleyi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Bunu anlamak için de kâhin olmaya gerek yok. Allah herkese akıl, şuur ve feraset ihsan etsin inşallah...