12 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 10:13 GMT چهارشنبه 22 مرداد 1399
17 Haziran 2020 11:07
Muhittin Hamdi Yıldırım -Yorum İstanbul Sözleşmesi Müslüman aileleri dağıtma projesidir
FHA- İstanbul Sözleşmesi “kadına şiddeti önleme” adı altında Müslüman kadını ifsat etme ve aileyi bazı ithamlı varsayımlar üzerinden dağıtma projesidir.

FHA- İslam’da kadın ve erkek dini sorumlulukları ve yükümlülükleri açısından Allah cellecelaluhu karşısında ve İslam hukuku bakımından eşittir. Toplumdaki görevleri bakımından birbirlerini tamamlayıcıdırlar.

AİLE MAHREMİYETİMİZE

ÇİRKİN BİR EL UZANIYOR

Sözleşmenin 3. maddesi hayali birçok şiddet üretmek için sözleşmeye eklenmiştir. 3. maddenin (b) fıkrasında İslam aile yapısına yüzde yüz aykırı bazı kavramlar eklenerek kadınla kadının, erkekle erkeğin evlendirilmesi meşrulaştırılmaktadır. Bunun manası evimizin içine ailelerimizin mahremine, AB konseyi tarafından İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunla ve uygulamaları eli ile çirkin bir el uzatılmaktadır. Sözleşmenin 4/3 fıkrasında cinsel yönelim, cinsel tercihler ve her türlü sapıklık kanunla koruma altına alınmaktadır. Sözleşmede aile kavramı yoktur. Ortak ev arkadaşlığı vardır. Bu da her türlü gayrimeşru birliktelikleri kapsamaktadır.

İSLAM NE EMRETTİYSE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TERSİNİ İÇERİYOR

İslam gözün, elin, dilin zinasını yasaklarken bu sözleşme zinayı teşvik etmenin yanında lezbiyenliği ve homoseksüelliği koruma altına almaktadır. 4 maddenin 4. fıkrasında kadınların lehine alınacak her türlü tedbir ayrımcılık sayılmayacak denilerek anayasada ve kanunlarımızdaki aileyi koruyan bazı düzenlemelerin geçersiz olduğunu, anayasanın 90 maddesine göre uluslararası sözleşmeler anayasadan ve diğer kanunlardan üstündür. Dolayısıyla bu sözleşme geçerlidir. Sözleşmenin 12. maddesinde Türk aile yapısının kadın ve erkeğin alışılagelmiş rollerinin, geleneklerinin, bu sözleşmeye aykırı farklı uygulamaların ortadan kaldırılarak, erkeklerin sosyal ve kültürel davranışlarının değişime uğratılması için her türlü tedbirler alınmaktadır. Aynı maddenin 5. i fırkasında İslam aile yapısının kültür, örf, âdet, gelenek, din ve namusuna; bu sözleşme ile “kadına şiddeti önleme” adı altında savaş açılmaktadır.

GREVIO ÖRGÜTÜNE VERİLEN          YETKİLER SORGULANMALI

Ayrıca bu sözleşme ile ilgili “GREVIO” adı altında 10-15 üyeden oluşan bir örgüt kurulmakta ve bu örgüte çok geniş yetkiler verilmektedir. Hatta ülkeye giriş ve çıkışlarında sorgusuz sualsiz özel kolaylıklar verilmekte, yazdıklarından ve ifade ettiklerinden dolayı da her türlü yasal işlemlerden muafiyetler tanınmaktadır.

ŞİDDETİ DURDURMAK İÇİN İSLAM’A SARILMAK YETERLİDİR

İslam, her türlü şiddeti önlemek için temel kuralları koymuştur.

Dinimiz

* İnsan canını korumak için “kısas”ı getirmiş,

* Malı korumak için “hırsızı” en ağır şekilde cezalandırmış”

* Nesli korumak için “zina” fiilini en ağır şekilde cezalandırmış,

* Aklı korumak için “içki ve uyuşturucunun” üretim ve dağıtımını yasaklayıp cezalandırmış,

* Gayrimeşru ilişkilerin tamamını “kitap” ve “sünnet”te yasaklamış,

* Dini ve inancı korumak için her türlü baskı ve zorlamayı yasaklayarak tedbirler almış, böylece anayasal haklar olan can, mal, akıl ve neslin korunmasını her şeyin önünde tutmuştur.

İSLAM HUKUKU HER TÜRLÜ TEDBİRİ ÖNERMİŞTİR

Aileyi ve aile içi şiddeti önlemek için “ADALET”i esas almış, İslam hukukunda her türlü tedbiri önermiştir. Ama biz bunları göz ardı edip Avrupa Birliği’nin dayatmalarına uyarak ailemizi, namusumuzu ve ahlakımızı, İslam düşmanlarının çürütüp çökertmesine yardımcı olacak kanunları Meclisimizden geçirmişiz. Bu bakımdan Din-Bir-Der olarak “İstanbul Sözleşmesi’nin sözleşmenin 80. maddesine göre acilen feshedilmesi, ona dayalı olarak çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin milletimizin inanç, kültür ve milli yapısına göre düzeltilmesini talep ediyoruz.