23 Ocak 2021 Son güncelleme saati 11:28 GMT شنبه 04 بهمن 1399
26 Kasım 2020 15:17
Arslan Tekin -Yorum Kasıtlı adlandırma: Türkçe edebiyat!
FHA- Bir kesim "Türk edebiyatı" değil; "Türkçe Edebiyat" denmesi gerektiğini iddia ediyor.

FHA- Önce iddia edenlerin fikrî kimliğine bakmak gerekir. Bütünden kopmak, etnik temele dayanmak isteyen bir grup "Türkçe edebiyat" demede ısrarlı. Bunlara destek verenler de eskinin Marxist, şimdinin sol neo liberal grubu.

Türkçe, şive ve lehçe farklarıyla Balkanların derinliklerinden Asya'nın öbür ucuna, kuzeyde Urallara kadar konuşuluyor.

Dün Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un "Türkçülük Yazıları" ve "Türklük Bilimi Yazıları" kitaplarını hatırlattım. A. B. Ercilasun "Türklük Bilimi Yazıları"nda, "Türk" ve "Türkçe" meselesini ayrıntılı ele alıyor. Bu ayrıntılara geleceğim. Önce dünyada, Türkçe gibi kıtalar arası konuşulan dillerin edebiyatının nasıl adlandırıldığına bakacağız

 İlkin ana dili Arapça olan ve bir Arap ülkesinde yetişen Yalova Ünv. Arap Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi Dr. Şamil Şahin'in açıklaması:

"Edebü'l-Arabî: İsim tamlaması olarak doğru kullanım olup sadece edebiyatla ilgili demektir. Meşhur ve doğru kullanımı böyledir.

Edebü'l-lügati'l-Arabiyye: Az da olsa kullanılmaktadır. Böyle kullanıldığı zaman aynı anlama gelmektedir. Bu kullanım Arapçanın gramerini de içerisinde barındırmaktadır. Grameri de kapsayan doğru kullanım: Lügatü'l-Arabiyyetü ve Âdâbuha. Bu sözlerle kullanıldığında hem Arapçanın gramer kaideleri hem de edebiyat kastedilmektedir.

Taha Hüseyin ve Carl Brockelmann gibi otoriteler 'Edebü'l-Arabî' olarak yazmışlardır."

Arapça ve onun edebiyatları denmekle beraber, genel kullanış "Arap edebiyatı"dır. Dünyaca ünlü iki otorite Taha Hüseyin ve Brockelmann "Edebü'l-Arabî" dedikten sonra tartışma bitmiştir! 

Latin Amerika'da; Brezilya Portekizce, diğer ülkeler İspanyolca konuşur. Uluslararası ilişkiler dalında Latin Amerika'da araştırmalar yapan Doç. Dr. Segâh Tekin İngilizce, İspanyolca ve Portekizceye hâkim. Onun açıklaması:

 "English Literature: İngiliz Edebiyatı.

Literature in English: İngilizce dilinde edebiyat.

A Literatura en Español: İspayolca dilinde edebiyat. İkiye ayrılıyor: İspanyol edebiyatı ve Latin Amerika'da İspanyolca konuşan ülkelerin edebiyatı (İspanyol Latin Amerika'sı).

1. Literatura Española: İspanyol Edebiyatı - İspanya'da Kastilya İspanyolcası ile yazılanlar ama genel olarak İspanyolca yazılmış (İspanyolca konuşulan farklı ülkelerde) edebiyatını kapsıyor. Alt kategorileri:

1. 1 Literatura Hispanolatina clásica y tardía - Erken ve Geç Dönem İspanyol-Latin Edebiyatı: İspanya'da Latince yazılmış olanlar.

1. 2 Literatura judeoespañola - Yahudi-İspanyol Edebiyatı: İspanya'da İbranice yazılmış olanlar.

 1. 3 Literatura Arábigoespañola - İspanya'da Arapça yazılmış olanlar.

2. İspanyolca konuşulan ülkelerin edebiyatı veya resmî dili İspanyolca olmasa da bu dilde yazılan eserler. (Bir ABD'linin İspanyolca kitap yazması gibi).

B. Literatura de Españo: İspanya'da yapılan edebiyat - hem Literatura Española (İspanyol Edebiyatı) hem de İspanya içinde konuşulan farklı dillerdeki edebiyat bunun içine giriyor.

Literatura Portuguesa: Portekiz edebiyatı. Hem Portekiz'de hem de Brezilya'da ve diğer Portekizce konuşulan ülkelerde yazılan eserler için kullanılıyor.

Literatura Brasileira: Brezilya edebiyatı.

Literatura Lusófona veya Literatura em Portugues: Lusofon edebiyatı veya Portekiz dilinde edebiyat: Portekiz'de, Brezilya'da ve diğer Portekizce konuşulan ülkelerde yazılan eserler."

Türkiye'deki tartışmalara geleceğiz.

   ***

 Kasıtlı adlandırma: Türkçe edebiyat! (2)

 "Hukuk reformu" derken "Yine 'çözüm=çözülme'ye kapı mı aralanmak isteniyor?" sorusu aklıma gelmiş ve bu hususa işaret etmiştik. Birileri kasıtlı "Türk edebiyatı", "Türkçe edebiyat" diyor. Bölücü yıkıcılar ve destekçileri bundan son derece memnun.Dün, Dr. Şamil Şahin, Arap dilinde; Doç. Dr. Segâh Tekin de İspanyol ve Portekiz dillerinde edebiyatın nasıl adlandırıldığına dair gönderdikleri notları vermiştim. (İspanya'nın Bask bölgesini hatırlatacaklar olacaktır. Gittim, inceledim. Özelde "Bask edebiyatı" olarak geçer. Konuşmamızda Segâh da Katalonlara dikkati çekti. Geçmişte Endülüs'ün dışında kalmış her iki bölgenin statüleri farklı.)

 "Türk Edebiyatı", "Türkçe edebiyat" tartışmasında yazar, şair Özdemir İnce'nin hakkını teslim etmek lâzım. İçinde yer aldığı sol cenahın, kendi ifadeleriyle söyleyeyim, "aymazlıklar"ını, kasıtlarını, bir bir yüzlerine vurdu. Daha önceki yazılarına gönderme yaparak, "…Bu iki yazıda 'Türkçe Şiir', 'Türkçe Edebiyat' deyişlerinin Türkçe yazan Kürt kökenli şair ve yazarlar için icat edildiğini yazıyor; dolayısıyla etnikçi ve ayrılıkçı bir girişim olduğunu açıklıyordum." ifadesini kullandı.("Kovcu Ertuğrul (1)", Cumhuriyet, 13 Ekim 2020)

Özdemir İnce "Türkçe edebiyat" derken, ne maksat güdüldüğünü bir alıntıyla ortaya koydu:

"Eşanlamlı sözcükler vardır ama dilde eşanlamlılık yoktur. Yani 'Türk edebiyatı' yerine 'Türkçe edebiyat' kullanılamaz, anlamları başkadır. Birincisi edebiyatla ikincisi siyasetle ilgilidir. / Meşrutiyet dönemi de dahil günümüze kadar Türkçe yazılan eserlerin toplamı 'Türk edebiyatı' olarak adlandırıldı. Yüzyıllık dönemin yazarlarının aklına 'Türkçe edebiyat' diye bir zırvayı kullanmak gelmedi. Çünkü akıllarında etnik saplantılar yoktu. / "Şimdi 'Türkçe şiir'in mucitlerinden Orhan Kahyaoğlu'nun Modern Türkçe Şiir Antolojisi (Ayrıntı Yayınları) adlı derlemesine yazdığı önsözün en ilginç bölümünü okuyacaksınız: / ''Türkçe şiir' tanımına gelirsek, bunu biraz açıklamaya ihtiyaç var. Şiir antolojilerinin çoğu 'Türkçe şiir'den çok 'Türk şiiri' terimini kullanıyor. Ancak, bizim için belirleyici olan, modern şiiri yazan şairlerin yalnızca Türkler olmadığının çoktan ayrımına varmamız. Böyle bir ayrıma varmamızda, tabii ki Kürt sorununun, bu halkın otuz yıldır verdiği mücadelenin ve buna koşut olarak geliştirdiği kimlik arayışının payı büyük. Türkiye'de, yani Anadolu ve Rumeli coğrafyasında yaşayan her toplum veya topluluğun Türk olmadığının artık idrak edilmesi gerekiyor...'(s,15-16)"

Ö. İnce'nin bahsettiği "bölücü" antolojide kendi şiirine de yer verilmiş. Noter aracılığıyla bir ihtarname göndererek şiirlerinin yeni baskılarda kullanılmasını yasaklamış. 

Ö. İnce, "Şiir antolojisi gibi dilsel ve yazınsal bir ürüne siyasal dürtülerle ayrılıkçı ve kuraldışı bir ad vermek saçmalamanın dik âlâsı." diye de ekliyor.("Kovcu Ertuğrul (2)", Cumhuriyet, 16 Ekim 2020)

Ö. İnce'nin alıntısında "30 yıldır verilen mücadele"den bahsediliyor. Kim bu mücadeleyi verenler? ABD'nin, Rusya'nın; Türklerle hesabı olanların uşakları PKK'lılar olduğu belli değil mi?!

 Dilde de edebiyatta da çukur kazmalarına, duvar çekmelerine, nöbetçi dikmelerine hiçbir surette izin vermemeliyiz. Bunlara âlet olan gafilleri de uyandırmalıyız.

(Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun'un, Kemal Ateş'in tespitlerine daha gelmedik. Yazacağız.

   ***

 

 Kasıtlı adlandırma: Türkçe edebiyat! (3)

"Türk"ü silmek için mantığı zorluyorlar. İki gündür yazıyoruz. Deliller getiriyoruz.

İlk gün başka ülkeler, mahallî dilleri olduğu hâlde resmî dilleri Arapça olan sonradan Araplaşmış ülkeler de bile "Arapça Edebiyat" değil "Arap edebiyatı" dendiği; İspanya ve Portekiz devletlerinde ve eski sömürgelerinde "İspanyol edebiyatı", "Portekiz Edebiyatı" yanında kendi ülkelerinin adıyla adlandırıldığını veya özel bir ad verildiğini belirtmiştik.

 Üstelik bu tür adlandırmaların, Türkiye'deki adlandırmayla alakası yoktur. Türk'e, Türkiye'nin bütünlüğüne kastedenler; bir başka dünyadan, bir başka kültürden gelmiş gibi, "Türk edebiyatı"na, "Türkçe edebiyat" diyerek kendilerini ayrı bir dünyaya ait göstermek istemişlerdir. Dün, bu meselenin üzerine giden yazar, şair Özdemir İnce'nin ortaya koyduğu delilleri vermiştik. Tartışmanın ana dayanağı PKK'nın tezleridir!Türk dili sahasının otoritelerinden, eski Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, makalelerini topladığı "Türklük Bilimi Yazıları" kitabında "Türk" ve "Türkçe" üzerinde uzun uzun durur.

 Ercilasun Hoca'nın çalışmalarından özetleyeceğiz:

"Türk" sözüne iki anlam verilmiştir: 1. Türkiye Cumhuriye­ti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse. 2. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse.

Şemsettin Sami'nin 1900'de yayınlanan Kamûs-ı Türkî'de Türk maddesini okuduğumuzda, bütün Türklerin anlaşıldığını anlarız.  "Türk" kelimesinin bu geniş anlamı, Cumhuriyet döneminin bir yönlendirmesi değildir.

"Türkçe" sözünün dar anlamına gelirsek... Daha önce II. Abdülhamit'in Türkçe hassasiyetini burada birkaç defa ele almıştık. 1876 Kanun-i Esasîsine (anayasasına). "Türkçe" sözünü koyduran bizzat kendisidir. 18. maddede şöyle deniyor: "Tebaa-ı Osmaniye'nin, hizmet-i devlette istih­dam olunmak için devletin lisan-ı resmîsi olan Türkçeyi bilme­leri şarttır."

Türkler ağırlıklı olarak Sovyetler sahasında yaşamışlar, 1989-1990'dan itibaren Sovyetlerin dağılmasıyla bağımsızlıklarını almışlardır.  Sovyetler, Türk topluluklarını birleştirmemek, ayırmak, "Turancı" anlayıştan uzaklaştırmak için "Türk" ve "Türkçe"yi özellikle Türkiye'ye hasretmek istemişlerdir.

Burada "Türk"ü, "Türkçe"yi ispat etme derdinde değiliz. Bütün dünyada en çok araştırma yapılan dallardan biri Türkolojidir. nasıl yok edecekler?!

 Mesut Varlık, uzun yazısında, tartıştığımız meseleye dair "Okurunun politik tavrıyla ilişkili bir konudur." dedikten sonra "Türk Edebiyatı" dememek için bin dereden su getiriyor.  (Mesut Varlık, "'Tartışılmayacak' bir tartışma: Türkçe edebiyat", T24, 29 Ekim 2020) 

DTCF'nin eski hocalarından, Türk dili sahasında çalışmalarıyla tanınan, romanlar da yazmış Kemal Ateş de, bir "bilen" olarak bu tartışmaya dâhil oldu:

"Şu son zamanlarda bazı aklıevveller bu terimleri yanlış buluyorlar. 'Türk edebiyatı' değil, 'Türkçe edebiyat' diyecekmişiz. Biz tam 140 yıldan beri bu sözü yanlış kullanırmışız. / Kırk yıllık Kani'yi değil, yüz kırk yıllık Kani'yi Yani yapmak istiyorlar. Sonunda bunu da gördük. / Bu durumda, 'Fransız ve İngiliz romancılarının Türk romanı üzerindeki etkileri...' gibi bir cümle yanlış, hatta faşistlik... 'Fransız ve İngiliz romancıların Türkçe yazan romancılar üzerindeki etkileri...' diye tuhaflaşacak cümleniz. Fransız romanı, İngiliz romanı, Alman romanı, Yunan romanı denebilir, ancak Türk romanı denmeyecek…" ( "'Türkçe Edebiyat'mış!",   Cumhuriyet, 9 Kasım 2020)

PKK biter, onlar da biter!