8 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 15:03 GMT شنبه 18 مرداد 1399
25 Haziran 2020 12:54
Dilipak'tan AK Parti'ye çok sert tepki
FHA- Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, AK Parti'ye dikkat çeken eleştiriler yöneltti.

FHA- Yeni Akit Gazetesi'nin bugünkü sayısında Abdurrahman Dilipak imzalı dikkat çeken bir yazı yer aldı. Abdurrahman Dilipak, "Kendi aralarında konuşuyorlarmış!" başlıklı yazıda AK Parti'ye çok sert eleştirilerde bulundu.

Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak, AK Parti'ye yönelik yaptığı eleştiriler nedeniyle parti içerisinden kendisine tepkide bulunulduğunu söyledi. Konuya ilişkin olarak dikkat çeken cümleler sarf eden Dilipak, AK Parti'ye çok sert sözlerle yüklendi. Dilipak, söz konusu yazısında, "Peki 28 Şubat’ta biz niye sokaklardaydık? Siz yönetime geldiniz diye biz susacak mıyız şimdi? Bütün kavga sizi iktidara taşımak, makam, mevki sahibi yapmak için miydi???!!!" dedi.

Abdurrahman Dilipak'ın yazısından bir bölüm şu şekilde:

“Laik” bir ülkeyiz, Avrupai “Medeni yasaları”na göre yönetiliyoruz ya,(!) o zaman bu olup bitenler karşısında sessizce köşemize çekilip oturmamızı bekliyorlar birileri. Peki 28 Şubat’ta biz niye sokaklardaydık. Siz yönetime geldiniz diye biz susacak mıyız şimdi. Bütün kavga sizi iktidara taşımak, makam, mevki sahibi yapmak için miydi. O zaman siz gidin FETÖ gelsin, onlar bu işi daha iyi yapar. O zaman geri dönün BOP’çu olun, böylece 22 İslam ülkesinin ifsadı için taşeron olun. PKK sorunu da çözülür, PYD sorunu da çözülür o zaman. Ekonomik kriz de olmaz. Onlar da zaten bunu istiyorlar. Bizi rol model olarak İslam dünyasına sunmak istiyorlar. McKinsey’den özür dileyin buyursun geri gelsinler!. (Zaten gitmemişlerdi ki)!? Çok partili döneme geçerken, bütün çaba “TSE damgalı bir din” için değil mi idi. Dün, resmi din öğretisine karşı “Bu din benim dinim değil” diye yazmamalı mı idim yoksa; bizim Yeşil Feminist, Yeşil Kemalist, Yeşil Kapitalist, Yeşil Komünist, Yeşil Liberallere göre. Bizimkilerin ötekilere benzeyenleri yanında, ötekilerden bilip, kalbi Hakk’a ve hakikata ısınanlar da yok değil bu arada. Belki gelenler, gidenlerden fazladır bu arada.

Yarım asırlık yazı hayatımda genel anlamda rüşveti kelam etmedim. Kimseye kasten zarar vermek için yazmadım ya da kalemimi menfaat karşılığı kimseye kiraya vermedim. Elbette benim de yanlışlarım oldu, olacak. İlk farkına vardığımda düzeltmeye çalıştım. Ve böyle yapmaya da devam edeceğim inşallah. Duam odur ki, Allah (cc) beni bu ikrarımla haşretsin.. Dilimin, kalbimin, kalemimin PAK olması ve öyle kalması. Yakanızdaki rozet, bu kafayla giderseniz, sizi halkın öfkesinden koruyamaz. Ve bu milletin alameti farikalarına karşı başkalarının yanında saf tutanlar yarın o statülerini ve imtiyazlı konumları ellerinden gittiğinde, korku belası pişmanlık gösterir gibi yapsalar da, bu millet onları kolay kolay affetmez, bugün dost edindikleri de onlara merhamet etmezler.

Ben ne diyorum: Şuralarda şöyle yanlışlar ve bunu içinizdeki birtakım yanlış adamlar yapıyor. Bu adamlardan uzaklaşmaz ya da onları kendinizden, o makamlardan uzaklaştırmazsanız bir yandan Allah’ın yardımından mahrum kalırsınız, öte yandan; onların yaptıkları yüzünden onların zararı size de dokunur. Siyaset “Velayet” değil, “Vekalet” müessesesidir. Hz. Ömer der ki, “Biri benim yanlışımı görür de beni uyarıp o yanlışı düzeltmese onda hayır yoktur, benden uzak dursun. O kişi beni uyarır ve yanlışın düzeltilmesi konusunda çaba göster fakat ben o söze ve kişiye itibar etmezsem, bilsin ki, artık bende hayır yoktur, benden uzak dursun.” Böyle Ömer’ler gerek bize! Selâm ve dua ile.