7 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 01:31 GMT جمعه 17 مرداد 1399
5 Temmuz 2020 17:56
Erdoğan'ın da Hedefinde: Çalışıp, Gözden Geçirin
FHA- İstanbul Sözleşmesi’nin Türk halkının büyük tepkisine neden olamsı üzerine, seçime yaklaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kurmaylarına, “Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur” talimatı verdi.

FHA- Hürriyet'ten Gizem Karakış'ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık yaptığı MYK ve il başkanları toplantılarında, kamuoyunda tartışılan İstanbul Sözleşmesi de gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurmaylarına, “Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur” talimatı verdi.

İstanbul Sözleşmesi ve Cinsiyet Eşitliği nedir ?

Türkiye'deki "Cinsiyet Eşitliği" hususundaki çalışmalar, İstanbul Sözleşmesi'nden kaynaklanan bir zorunluluk.

Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi olarak açılımı yapılan İstanbul Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan ve yaptırım gücü olan uluslararası bir sözleşmedir.

Sözleşme, ilk olarak Türkiye tarafından Mayıs 2011'de İstanbul'da imzalandığı için İstanbul Sözleşmesi adını almıştır.

10 ülkenin imzalamasının ardından 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe giren Sözleşme'de AB ülkelerinin ekseriyetinin imzası bulunuyor.

"Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi" (ETCEP) ise sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten sadece bir ay sonra 1 Eylül 2014 tarihinde başlatılmıştır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği nasıl tanımlanıyor?

İstanbul Sözleşmesi Madde 3/c'de toplumsal cinsiyet şöyle tanımlanıyor: "Toplumsal cinsiyet, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır."

Burada kadın için uygun rollerin, fıtratından kaynaklanan roller değil de toplum tarafından uygun olduğu düşünülen ve sosyal anlamda oluşturulmuş roller olarak ifade edilmesi dikkat çekiyor.

Kadınlık ve erkeklik davranışlarının yeniden kurgulanıp değiştirilmesi

Aile Akademisi Derneği ise hazırladığı sunumda bu konuda şöyle diyor: "Feminist gruplar cinsiyeti ikiye ayırmaktadır. Onlara göre bir doğuştan getirdiğimiz biyolojik cinsiyet (sex) bir de sonradan kazandığımız cinsiyet vardır. Sonradan kazanılan cinsiyete toplumsal cinsiyet (gender) denilmektedir. Kadınla erkeğin sosyal rol ve davranışlarının sebebi doğuştan getirdiği farklılıklar değildir. Bu nedenle kadınlık ve erkeklik davranışları yeniden kurgulanıp değiştirilebilir. Kadınlara bugün bildiğimiz geleneksel anlamdaki erkeklik rolleri, erkeklere de kadınlık rolleri yüklenebilir. Bugün yapılmaya çalışılan şey de budur. Bunun farkında olan akademisyenlerden biri olan Harvard Üniversitesi'nden Dr. Brizendine buna ilişkin şöyle söylemektedir: 'Oysa bize insanlardaki cinsiyet ayrımının ailelerin çocukları kız ya da erkek olarak yetiştirmelerinden kaynaklandığı öğretilmişti. Bugün bunun tamamen doğru olmadığını biliyoruz. Özgür irade ve politik olarak doğru davranmak adına biyolojinin beyin üzerindeki etkisini görmezden gelmeyi deniyoruz, kendi doğamızla savaşıyoruz."

İstanbul Sözleşmesi LGBTİ'leri de koruyor

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Dr. Kadriye Bakırcı, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili hazırladığı çalışmasında madde 4/3'te LGBTİ'lerin durumuna dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Bakırcı, çalışmasında şu ifadelere yer veriyor: "İstanbul Sözleşmesi, LGBTİ bireylerden açıkça söz etmemesine rağmen, taraf devletlerce Sözleşme'de öngörülen korumanın (toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği dâhil), hiçbir ayrıma yer vermeksizin bütün gruplara sağlanması gerektiğini öngördüğünden, ev içi şiddet mağduru LGBTİ bireylerin de, Sözleşme'nin sağladığı korumanın kapsamında olduğunun kabul edilmesi gerekir."

İstanbul Sözleşmesindeki tepki çeken "… din ve sözde 'namus' …" ifadesi

İstanbul Sözleşmesi Türkiye'ye kimi yükümlülükler getiriyor.

Sözleşme, 12/1 maddesinde taraf devletleri sosyal ve kültürel alanda değişimlerin desteklenmesi yönünde tedbir almaya çağırıyor.

Madde 12/1 şöyle: "Taraflar, kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır."

Geleneksel değer yargılarını, örf ve dini "Cinsiyet Ayrımcılığının" asıl kaynakları olarak gören bu zihniyetin, namus mefhumunu da hakir görüp "sözde namus" ifadesiyle anması tepkilere neden oldu.

Madde 12/5 şöyle: "Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde 'namus' gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir."

Sözleşme emrediyor: Cinsiyet Eşitliğinde farkındalığı arttır ve bunu eğitim müfredatına al

Farkındalığın arttırılması ve programların yaygınlaştırılmasına dair:

Madde 13/1: "Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet eyleminin ortaya farklı şekillerde çıkışı ve bu eylemlerin çocuklar üzerindeki etkisi ve bu şiddet eylemlerinin önlenmesi ihtiyacı konusunda halk arasındaki farkındalığın ve anlayışın arttırılması için, yerine göre ulusal insan hakları kuruluşları ve eşit haklar kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği de dâhil olmak üzere, düzenli olarak ve her düzeyde farkındalık arttırıcı kampanya ve programları yaygınlaştıracak veya uygulayacaktır."

Cinsiyet eşitliğinin tüm eğitim seviyelerinde müfredata alınması hususu:

Madde 14/1: "Taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır."