7 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 01:01 GMT جمعه 17 مرداد 1399
10 Temmuz 2020 11:32
Furkan Erten Başbağlar’da yanan ateş sönmedi
FHA- 27 yıldır faili meçhul olarak kalan Başbağlar katliamı’nın yıldönümünde Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, Millî Gazete’nin sorularını cevapladı.

FHA- Terör örgütü PKK’nın, Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirdiği hain saldırının üzerinden 27 yıl geçti. 5 Temmuz 1993 tarihinde akşam namazı vaktinde köye saldıran teröristler evleri yağmaladıktan sonra köyü ateşe vermiş, yanan evlerde 5 kişi hayatını kaybetmişti. PKK’lı teröristler camiden kaçırdıkları 28 kişiyi de köy meydanında kurşuna dizerek şehit etmişti. Katliamın 27. yıldönümünde Başbağlar Köyü Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya ile konuştuk.

“KATLİAMDA, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN PARMAĞI VE ÜST AKIL VARDI”

Güvenlik güçleri 14 saat sonra 6 Temmuz sabahında saat 10’da geldiler. Geldiklerinde teröristlere ulaşmak, müdahale etmek mümkün değildi. Teröristler de gitmişti. Olay yerinde delillerin incelenmediği de doğrudur. 585 boş Kalaşnikof mermisi toplanmıştı fakat balistik incelemesi yapılmadı. Şehitlerimize otopsi yapılmadı.

27 YILDIR FAİLİ MEÇHUL

Olaydan sonra yakılan evler dozerle yıkıldı. Üst akıl konusuna gelince, eski Başbakan Bülent Ecevit 1997 yılında evlerimizin temel atma töreninde “Sivas’ı da, Başbağlar’ı da aynı karanlık güçler yaptı” demişti. Bu katliamda terör örgütlerinin parmağı ve organize bir üst akıl vardı. Aradan geçen 27 yıla rağmen Başbağlar Katliamı’nın faili meçhul olarak kalması da bunu ispatlıyor.

“33 KİŞİ KURŞUNLANARAK, YAKILARAK ŞEHİT EDİLDİ”

27 yıl önce bugün Başbağlar’da yürekleri yaralayan bir terör olayı gerçekleşti. Başbağlar’da neler yaşandı?

Akşam ezanı vaktinde yaklaşık 150 terörist köye geldi. Köyü dinliyorlar ve ezan bittikten sonra saldırıyorlar. Bir grup terörist Başbağlar köyünün giriş çıkışını tutuyor. Bir grup telefon hatlarını kesiyor. Sonrasında köy camisini basıp namazdan insanları aldılar. Diğer ekipteki teröristler evlere saldırıp, kadınları ve çocukları dereye topladılar. Cami, lojmanlarla beraber 191 hane yakıldı. Köyün çıkışındaki meydanda topladıkları 30 kişiye, 45 dakika boyunca terör örgütü PKK’nın propagandasını yapan teröristler köylüleri kurşun yağmuruna tuttular. 27 vatandaşımız orada şehit oldu. Bir kişiyi yaktıkları aracın içine atmak istiyorlar fakat direnince orada şehit ettiler. Bir kadın ve bir çocuğun olduğu 5 kişiyi de evlerinde yakarak katlettiler. Başbağlar’da o akşam 33 vatandaşımız kurşunlanarak, yakılarak şehit edildi.

“KATLİAMDA, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN PARMAĞI VE ÜST AKIL VARDI”

Olayla alakalı birçok konu gündeme geldi. Güvenlik güçlerinin zamanında müdahale etmemesi, delillerin incelenmediği yönünde iddialar var. Bir diğer konu da katliamın bir üst akıl tarafından organize edilmesi. Tüm bu konular için neler söylersiniz?

 Güvenlik güçleri 14 saat sonra, 6 Temmuz sabahında saat 10’da geldiler. Geldiklerinde teröristlere ulaşmak, müdahale etmek mümkün değildi. Teröristler de gitmişti. Olay yerinde delillerin incelenmediği de doğrudur. 585 boş Kalaşnikof mermisi toplanmıştı fakat balistik incelemesi yapılmadı. Şehitlerimize otopsi yapılmadı. Olaydan sonra yakılan evler dozerle yıkıldı. Üst akıl konusuna gelince eski Başbakan Bülent Ecevit 1997 yılında evlerimizin temel atma töreninde “Sivas’ı da Başbağlar’ı da aynı karanlık güçler yaptı” demişti. Bu katliamda terör örgütlerinin parmağı ve organize bir üst akıl vardı. Türkiye’yi kaosa sürüklemek, çatışma çıkarmak isteyen kökü dışarıda olan terör örgütleri katliamlar gerçekleştirdi. Aradan geçen 27 yıla rağmen Başbağlar Katliamı’nın faili meçhul olarak kalması da bunu ispatlıyor.

“HİÇBİR SANIK CEZA ALMADI”

Terör örgütünün Başbağlar’da katliam yapmasının sizce sebebi nedir? Son olarak da hukuki durumu sormak istiyorum. Başbağlar davasının son durumu nedir?

Başbağlar, İslami hassasiyeti yüksek bir köydür. Bu en önemli etkendir. Başbağlar tarihi anlamda da önemli bir bölgedir. Barasor Vadisi’nin sonunda, karayolunun bittiği bir noktada. Başbağlar boşalırsa vadideki bütün köyler boşalacaktı. Öte yandan bölge dağlık bir bölge olduğu için eylemi yaptıktan sonra teröristlerin izlerini kaybettirmesi kolay olacaktı. Bu sebeplerden dolayı Başbağlar’da katliam yaptıklarını düşünüyoruz. Hukuki anlamda hiçbir şey yok. 1998 yılında dosya kapandı ve hiçbir sanık ceza almadı.

Erzincan'ın Kemaliye ilçesinde, 27 yıl önce 33 sivilin teröristlerce katledildiği ve terör örgütü PKK'nın en büyük sivil katliamlarından olan Başbağlar köyündeki Başbağlar Katliamı'nın acısı, aradan geçen yıllara rağmen dinmiyor. Şehir merkezine 220 kilometre uzaklıktaki Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen PKK'lı teröristler, kadınları derede topladıktan sonra evleri yağmalayıp para, altın ve değerli eşyaları alarak tüm evleri ateşe verdi.

Terör örgütü PKK'nın yaptığı zulme karşı çıkan 5 kişiyi de yakılan evlerde ateşe vererek öldüren teröristler daha sonra akşam namazını kılıp camiden çıkan 28 erkeği köy meydanında topladı. Bir süre örgüt propagandası yapan teröristler daha sonra bu kişileri de kurşuna dizdi. Olaydan sonra bölgede yapılan incelemede, yüzlerce boş kovan bulundu.

Katliamın acısının aradan geçen süreye rağmen ilk günkü gibi taze olduğu köyde yaşayan vatandaşlar, 27 yıl önce yaşadıkları ve halen dinmeyen acılarını hafızalarından silemiyor.

Köyde, şehit edilenler her yıl olayın yaşandığı 5 Temmuz tarihinde okunan Mevlid-i Şerif ile anılıyor. Özellikle yaz aylarında köylerine gelen vatandaşlar, Başpınar köyündeki şehitlik ve köydeki şehitlik anıtında dua ediyor.

Katliamı yaşayan yaralı olarak kurtulan Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akarpınar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, katliamın üzerinden 27 yıl geçtiğini davanın kanuni olarak sonuçlandığını ama insanlık vicdanı ve kamuoyunun vicdanında sonuçlanmadığını belirterek "Çünkü adalet yerine gelmedi ki. Bizim amacımız o tetiği çeken el değil, Başbağlar'ı, Sivas'ı ve benzeri olan yerlerde gizli el kimse onun adalet önünde hesap vermesini istiyoruz." dedi.

"ÜZERİMİZE KURŞUN YAĞDIRDILAR"

5 Temmuz 1993 akşam namazı sırasında teröristlerin köye gelerek 28 kişinin camiden çıkarılarak köy meydanında toplandığını anlatan Akarpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Toplantı yapacaklarını söyleyip propaganda yapıp şu an şehitlik anıtı olan bölgeye götürdüler. Ovacık istikametinden gelen teröristlerin tahminen 60-100 kişi olduğunu daha sonra öğrendik. Bizi alana toplarken bir kısmı kadınları farklı bir alanda toplamış, bundan bilgimiz yok. Aradan yarım saat belki biraz daha fazla bir zaman geçti. Köyden birkaç el silah sesi geldi. Ondan sonra üzerimize kurşun yağdırdılar. Kurşun yağdırırken sloganlar atıyorlardı. Tabii biz de yaralandık, sabaha kadar orada kaldık. Orada bir sürü vatandaşımız komşumuz akrabamız, katledilmişti. Emniyet güçlerinin ifadesiyle yüzlerce mermi kovanı toplanmış oradan. Başbağlar köyü birilerinin adına kurban kesildi ve bu kurbanın sonucunda 33 canımızı kaybettik. Evler büyük ve küçükbaş hayvanlar, altyapısı tarihi bunun yanında cami, okul köy odaları ve tarihi ile yok edilmeye çalışıldı."

Başbağlar'da adeta soykırım yaşandığını aktaran Akarpınar, "Başbağlar bir katliam değil bir soykırım. Çünkü burada 33 vatandaşın içinde 13 yaşında bir çocuk annesi ve 3 vatandaşımız evlerinde diri diri yakılmak suretiyle diğer 28 köylümüz kurşunlanmak suretiyle katledildi." dedi.

Şehit yakını Şerif Gül de Başbağlar Katliamı'nın sıradan bir terör olayı olmadığını, planlı programlı yapılan katliam olduğunu savunarak şöyle konuştu:

"Başbağlar Katliamı şahsımıza yapılmış bir şey değil, Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunların bir parçasıdır. Biz Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunların farkına vardık ve onların oynadıkları oyunları bozduk ve onların tuzağına düşmedik. Kardeşin kardeşe kırdırılmasına müsaade etmedik. Vatanımıza bayrağımıza sahip çıktık."

KATLİAMI GÖZYAŞLARI İÇİNDE ANLATTI

Katliamda eşi, eniştesi ve yakınlarını kaybeden 57 yaşındaki Hafize Türkücü, katliamı gözyaşları içinde anlattı. Türkücü, olay günü eşinin camiye gittiğini, çocuklarından birinin eve gelerek teröristlerin köyü bastığını söyledikten sonra evin içine sığındıklarını ifade ederek şunları söyledi:

"Teröristler köye gelince eve girip kapıyı kilitledik. Kapı çalınınca çocuklara kapının kilitli olduğunu, evde kimsenin olmadığını söylemelerini istedim. 2 erkek bir kadın terörist kapıyı kırarak içeri girdi. 5 çocukla çorapsız, ayakkabısız dışarı çıkardılar. Bizi dereye götürdüler, giderken etraftaki teröristler 50 kişiden fazlaydı. Bizi derenin içinden geri gelmeye bırakmadılar. Evlerimiz yandı, 5 çocukla ortada kaldım. Sonradan her şeyimiz oldu ama acımız içimizde."