13 Ağustos 2020 Son güncelleme saati 00:38 GMT پنجشنبه 23 مرداد 1399
24 Temmuz 2020 17:10
İsmail Bendiderya -Yorum EGE ve Akdeniz Sarmalında Türkiye’nin Milli Çıkarlarını Görmezden Gelmek…
FHA- Nice zamandır, Akdeniz suları ve kıyılarında büyük bir hareketlenme var…
Önemli bir kısmı bize ait olan bu dev göl-denizde, ne sahili, ne de kıyısı bulunmayan ülkeler uzun zamandır cirit atmaya başladılar..

FHA- Sadece cirit atmakla yetinmediler, arkalarına aldıkları uluslararası emperyal güçlerin de destek ve kışkırtmalarıyla Akdeniz’de resmen platform kurup enerji üssü oluşturmaya , gaz ve petrol yataklarını hallaç pamuğu gibi savurmaya başladılar..
O sularda ve kıyılarda bizim de hakkımız, sularımız ve kıyılarımız olduğu halde hem de..

   ***

Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri; çıkarılacak gazın hangi güzergâh üzerinden, nasıl taşınacağı gibi konular bölgenin güvenlik ortamını ve jeopolitiğini değiştirdi. 

Yeni aktörler ve mekanizmalar oyuna dahil oldu. 

Peki, bölgede Türkiye’nin yalnızlaşmasına, üçlü koalisyonların ve yeni iş birliği mekanizmalarının kurulmasına, ExxonMobil gibi enerji devinin sondaj faaliyetlerine başlamasına neler sebep oldu sizce? Yeni aktörlerin oyuna dahil olması ve yaşanan son gelişmeler bölgeyi nasıl etkileyecek?

Bunu düşündünüz mü hiç?

   ***

Türkiye'nin Fatih ve Yavuz sondaj gemilerini Kıbrıs açıklarına göndermesi ve geminin Kuzey Kıbrıs'ın ruhsat verdiği bölgelerde doğalgaz aramalarına başlaması, Rum kesiminin yanı sıra Yunanistan, Avrupa Birliği, Mısır, İsrail ve ABD'nin tepkisiyle karşılaştı ya; bu saydıklarıma kendi vatanından daha fazla güven ve ilgi besleyen birilerinin hemen etekleri tutuştu.

Varsın tutuşsunlar…

Türkiye’nin Akdeniz’deki milli çıkarlarının ne derece hayati olduğunu göremeyene yazıklar olsun..
Bunun bölgede ve dünyadaki konuma nasıl bir etki yaratmak demek olduğunu anlamak istemeyene de yazıklar olsun!

   *** 

Başını ABD şirketlerinin çektiği ve İsrail, Yunanistan, İngiltere, Mısır ve sesi çıkmayan, ama bize arkadan çelme atan Suudi’nin bu yaptığının adı zorbalıktır..

Ülkemiz, buna gereken cevabı, güç ve imkanı ölçüsünde verdi ve elindeki gemilerini Akdeniz’e gönderip arama çalışmaları başlattı.
Yeterli veya değil; ama bunu yapmamız gayet doğru ve gerekliydi..
Gel gör ki, mevcut iktidar veya falan yöneticiyi sevmeyenler, bu devlet ve vatan meselesiyle, kendi bireysel-duygusal konumlarını karıştırıp bunu da eleştirmeye başladılar!

İnsaf!

Nasıl bu kadar basiretsiz olabiliyorsunuz ?

   ***

Bilmez misiniz:
Yunanistan'la aramızda başlayan ege ve adalar sorununa, Libya olayına ülkemizin milli çıkarları penceresinden bakacağı yerde, AB ve ABD'nin dayattığı şeyleri "strateji" gibi sunan, yetkililerimize küstahça ""uluslararası karasuları ve adalar kanunlarını hatırlatan"" ve kendi devlet ve milletini bunca küçümseyen sözde siyasi yorumcuları şiddetle kınıyorum.. 

  Bu kınamanın salt duygusal olmadığını belirtmek için şunu görün lütfen:

Yunanistan'ın uydurduğu bir Seville Haritası vardır... Bu harita bizi tuzağa cekmeyi amaçlamış bir plandı. Bunları, gerçekten vatan derdi olan ilgili kardeşlerimizin analizine bırakmak lazımdır..Bir insan kendi ülkesinin yönetimiyle ilgili bazı şeyleri elbette eleştirebilir, ama bu eleştiri bireysel değil, vatanî olmalıdır... 

Ve birine olan düşmanlık veya karşıtlığınız sizi haktan ve milli menfaatleri görmezden gelme hatasına düşürmemelidir.."Vatan" ve "devlet" denilen gerçek bugün koronavirüs gibi basit bir oyunla hedefe oturtulmuş olup ülkelerle devletler paramparça olma noktasına itilmek istenmektedir..

   ***

Bugün dünyada ne BM, ne de emperyalist güçlerin (abd si, çin'i ,rus'u , vb hepsi) hiçbiri kendi koydukları kanunları uygulamıyor ve umursamıyorlarken… 

Türkiyemizin en doğal ve en milli haklarından biri olan bu konuda ""uluslararası anlaşma ve kurallar" dan söz etmek ve “Türkiye neden falan anlaşmaya uymuyor?” diye sormak akıl karı değildir. 

O anlaşmaların hak ve hukuk üzerine değil, güç ve zorbalık üzerine yapıldığını bilmez misiniz gerçekten?
Daha ne diyeyim; anlayana sinek saz…

   ***

Bugün dünyaya egemenlik kuran şey maalesef kanun-kural-nizam değil, güç ve cesarettir... 
Bırakın bari vatanının milli çıkarlarını düşünenler, devlet ve hükümet iradesi gerekeni yapsın ve “Yunan-İtalya-ABD-İsrail birliği” karşısında, EGE kıta sahanlığı ve Akdeniz'de Türkiyemiz lehine bir güç dengesi oluştursunlar.. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi çok hassas ve çok değişkenliyken, iyi bir şeyler yapmaya çalışan devlete köstek olmayın bari... 
Hem, bu konuda yapılanlar bölgenin ve komşularımızın da yararınadır... 
Bakın; Lübnan ve İran, Libya konusunda Türkiye’nin yanında olduklarını resmen açıkladılar…
Kraldan çok kralcılık veya cehalet, ne fark eder; ikisi de zarar veriyor bize…

   ***

Kısacası:
Herşeyi olumsuz tarafından görmeyi bırakın artık, olumlu şeyleri de görmeye niyetlenin ki kör sağır olmayasınız... Üzerinde sağ selamet, sallana sallana yürüdüğünüz toprakların şehit kanlarıyla sulanan bir "vatan" olduğunu unutmayın. Bu,ırkçı maksatla söylenmiş bir söz değildir, ben ırkçılıktan Allah’a sığınırım; “vatan” olgusu bütün ülke ve milletler için geçerlidir ve tabi ki bizim için de bir o kadar geçerliliğini korumalıdır…

Öyle değilse, kendimizi, değer ve inançlarımızı, bakış ve analizlerimizi adamakıllı sorgulamamız gerekir.

   ***

Bugün dünyaya verilmek istenen sözümona “yeni dünya düzeni” nin en büyük düzenbazlığı, devletleri, sınırları, milletleri parçalayıp moralleri çökertmek, komşuların birlik ve beraberliğini engellemek, bütün birey ve bütün devletlerin yöneticilerinin yüreğine korku salmaktır..
Korkmayın, bu telkinlerin çoğu boştur. 

Haklıysanız Allah’a güvenin, Allah zalimler topluluğunu hidayete eriştirmez..