21 Ocak 2021 Son güncelleme saati 18:14 GMT پنجشنبه 02 بهمن 1399
22 Ekim 2020 09:03
Büyük Öğretmen ve özgürlük savaşçısı Aliya’nın 17. Yılındayken…
FHA- Müslüman Boşnakların dini ve milli bilincini uyandırmak için iki kez hapse atılan bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in ölümünün üzerinden 17 yıl geçti.

FHA- Müslüman Boşnakların dini ve milli bilincini uyandırmak için hayatı boyunca mücadele eden ve bu uğurda iki kez hapse atılan bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in ölümünün üzerinden 17 yıl geçti. Aliya, Bosna Hersek’in bağımsızlığında gösterdiği lider siyasi kişiliğinin yanı sıra kaleme aldığı “Doğu ve Batı Arasında İslam”, “İslam Deklarasyonu”, “Özgürlüğe Kaçışım”, “Tarihe Tanıklığım” ve “Köle Olmayacağız” gibi eserlerle entelektüel bir şahsiyet olarak da tanınıyor.

Eski Yugoslavya döneminde Müslüman Boşnakların dini ve milli bilincini uyandırmak için mücadele eden ve bu uğurda iki kez hapse atılan bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç, vefatının 17. yılında anılıyor. İslam bilincinin uyandırılması ve Müslüman Boşnakların ülkedeki diğer halklarla eşit sayılması için gençlik yıllarından itibaren mücadele eden Aliya, Sırp ve Hırvatların Bosna Hersek’i aralarında paylaşmak amacıyla 1990’larda başlattığı saldırılarda da ülkesinin bağımsızlığını korumayı başardı. Aliya İzzetbegoviç, Mustafa ve Hiba çiftinin beş çocuğundan biri olarak 8 Ağustos 1925’te Bosanski Samac şehrinde doğdu. 3 yaşındayken ailesiyle Saraybosna’ya taşınan ve eğitimini burada tamamlayan Aliya, daha gençlik dönemlerinde Müslüman nüfusa yönelik ayrımcılıklara karşı çıkan isimler arasında yer aldı. İkinci Dünya Savaşı devam ederken, Hırvatistan’daki faşist Ustaşa rejimi Bosna Hersek’i ilhak ederek burada Bağımsız Hırvatistan Devleti’ni (NDH) kurdu. Ülkedeki Müslümanlar “Hırvat” ilan edilirken, Yahudi, Sırp ve Romanlar büyük zulümlere maruz kaldı. Müslüman Boşnaklar ile rejimle aynı fikirde olmayan Hırvatlar da bu zulümden nasibini aldı. Diğer yandan, “ırkçı” Sırpların oluşturduğu Çetnik hareketi de etkin olduğu bölgelerde Müslümanları katletmeye başladı. Çetniklerin ana hedefi, Sırp olmayan tüm milletleri bu coğrafyadan tamamen temizlemekti. Aliya, eski Yugoslavya Krallığı döneminde, ana amacı ülkedeki Müslüman Boşnakları dini ve milli konularda bilinçlendirmek olan “Genç Müslümanlar” isimli oluşumun öne çıkan isimleri arasında yer aldı. Bu hareket, Müslümanların ülkedeki diğer etnik ve dini gruplarla eşit haklar elde etmesini amaçladığı gibi, Çetnik ve Ustaşaların yıktığı Müslüman evlerinin ve camilerin yeniden inşası için çalışıyordu.

DEMOKRATİK EYLEM PARTİSİ’NİN İLK GENEL BAŞKANI SEÇİLDİ

Aliya, 1990’da kurulan ve bugün de Bosna Hersek’teki en büyük Boşnak partisi konumundaki Demokratik Eylem Partisi’nin (SDA) ilk genel başkanı seçildi. SDA, ilk çok partili seçimde Bosna Hersek’te en çok oyu alırken, Aliya da eski Yugoslavya’daki 6 sosyalist cumhuriyetten biri olan Bosna Hersek’in başkanı oldu.

YUGOSLAVYA’NIN DAĞILMASI VE BOSNA’DAKİ SAVAŞ

Yugoslavya, 1990’ların başında parçalanmaya başladı. Yugoslav Halk Ordusu (JNA) 1991’de Slovenya’da çatışmaları provoke ederken, kısa bir zaman sonra Hırvatistan’da da çatışmalar çıktı. Bu çatışmalar, 1991’de Bosna Hersek’in Ravno ve Popovo köylerine de sıçradı. Yugoslavya’nın dağılma sürecine girmesiyle Bosna Hersek’te de bağımsızlık meselesi gündeme geldi. Daha sonra Bosna’daki savaşta işlediği suçlardan müebbet hapse mahkum edilecek olan Sırp siyasetçi Radovan Karadzic, bağımsızlık fikrine karşı çıkarken savaş olması halinde ülkedeki Müslümanların yok olacağını savunuyordu. Tarihi “bağımsızlık” referandumu 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapıldı. Bosnalı Sırpların büyük çoğunluğunun boykot ettiği referanduma katılanların yüzde 99,7’si bağımsız Bosna Hersek için “evet” dedi. Referandumun ardından JNA ve silahlandırdığı paramiliter Sırp gruplar, Bosna Hersek’in farklı şehirlerinde saldırılar başlattı. Aliya, tüm Bosnalıları bu saldırılara karşı koymaya çağırıyor, bağımsızlık yanlıları Aliya’nın liderliğinde çetin bir mücadele veriyordu. Sırp paramiliter gruplar, kadın ve çocuklar dahil sivillere yönelik büyük katliamlar yapıyordu. İnsanlar evlerinden sürülüyor, kadınlara tecavüz ediliyor, İslam’a ve Müslümanlara dair ne varsa yok ediliyor, toplama kamplarında sivillere akıl almaz işkenceler yapılıyordu. Ülkenin bağımsızlığını savunanlar, kuzeyde ve doğuda Sırplara karşı savaşırken, güneyde ve batıda ise Hırvatlarla çetin bir mücadele veriyordu. Sırp güçleri tarafından 3,5 yıl kuşatma altında tutulan başkent Saraybosna’nın yanı sıra Prijedor, Bijelina, Zvornik, Visegrad, Srebrenitsa, Foça gibi birçok şehirde büyük katliamlar, soykırımlar yaşandı.

İLK HAPİS CEZASI

İkinci Dünya Savaşı’nın akabinde kurulan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti, faşizme galip gelse de dini ve milli konularda Müslüman Boşnakların sorunlarına çözüm olmadı. Aralarında Aliya’nın da bulunduğu “Genç Müslümanlar” oluşumunun bazı üyeleri, “din bilincinin uyandırılması” yönündeki faaliyetleri nedeniyle 1946’da tutuklandı. 21 yaşındaki Aliya, 3 yıl hapis cezası aldı. Cezaevinden çıktıktan sonra ziraat fakültesine kaydolan Aliya, 2 yıl sonra ise hukuk fakültesine geçip buradan mezun oldu. Halida ile 1949’da dünyaevine giren Aliya’nın Leyla, Sabina ve Bakir adlarında üç çocuğu oldu. Marksist-Leninist görüşlere sahip Josip Broz Tito liderliğindeki eski Yugoslavya döneminde de insan hakları mücadelesini sürdüren Aliya, “Preporod”, “Takvim” ve “Glasnik” gibi gazete ve mecmualarda kimliğini ifşa etmeden yazılar yazdı. Aliya yazılarını, çocuklarının baş harflerinden oluşan “LSB” mahlası ile yayımladı. İslam dünyasının içinde bulunduğu durumla yakından ilgilenen Aliya, 1960’larda yazmaya başladığı “İslam Deklarasyonu” isimli eserini 1970’te yayımladı.

“SARAYBOSNA SÜRECİ” VE İKİNCİ HAPİS DÖNEMİ

Tito’nun 1980’de ölmesiyle Yugoslavya’da aşırı milliyetçi söylemler yeniden ortaya çıktı. O yıllarda ceza kanununa “ifade suçu” da eklendi. Aliya, yazdığı “Doğu ve Batı Arasında İslam” isimli eseri yayımlanmadan hemen önce, 1983 yılında beraberindeki 12 Müslüman aydınla tutuklandı. “Saraybosna Süreci” olarak adlandırılan tarihi dava başladı. Aliya ve diğer Müslüman aydınlar, ifade suçundan ve organize örgüt kurarak düşmanca faaliyette bulunmaktan suçlu bulundu. Aliya’nın mahkumiyet kararı, “İslam Deklarasyonu” isimli kitabındaki ifadelerine dayandırıldı. Aliya, 14 yıl hapse mahkum edildi. Cezaevinde geçirdiği dönemde de yazmayı sürdüren Aliya, “Özgürlüğe Kaçışım - Zindandan Notlar: 1983-1988” isimli eserini burada kaleme aldı. Aliya, 1988’de afla serbest kaldı.