21 Ocak 2021 Son güncelleme saati 18:58 GMT پنجشنبه 02 بهمن 1399
12 Kasım 2020 09:10
Remzi Çayır -Yorum Amerika cephesinde değişen bir şey yok
FHA- Birkaç aydır, geri kalmış ülkeler, içinde bulundukları durumun gereği olarak, Amerika seçimleriyle meşgul olup durdular.

FHA- Kim kazanır, nasıl kazanır? Trump kazanırsa ne olur, Biden kazanırsa neler olmaz, türünden izahatlar, çıkarımlar almış başını giderken, nihayetinde, bir sonuç ortaya çıktı…

Çıktı da sonuç mu değişti? Yahut gidişat değişir mi?

Birisi Cumhuriyetçi, diğeri Demokrat… Aslında ikisi de zihniyet olarak, iş yapma usulleri olarak aynıdır. Ha Trump ha Biden… Fark yok. Fark yok iken, dünyanın, hele geri kalmış ülkelerin, Amerika seçimleriyle bu denli ilgilenmesi neden?

Aslında, zenginin malı, züğürdün çenesini yorup duruyor. Ağalar, yukarda caka satıyorlar, ameleler, aşağıda ağanın cıncıklarıyla uğraşıyorlar. Tuhaf bir alışkanlık… Ne yazık ki, bu alışkanlık virüs gibi, bir türlü yok olmuyor. Beynimizi, dimağımızı zehirleyip duruyorlar… Amerika belirleyici güç… Diğerleri, onun durumuna göre konumlanır, kuralı, taze dimağlara yerleştiriliyor. Dolayısıyla, süper güce her hâlükârda boyun eğmekliğimiz kader olup çıkıyor.

Amerika istemedikçe, bu ülkede kimse iktidar olmaz, düşüncesi, kanun olup çıkar bir müddet sonra. Zaten de hep böyle yaklaşılmıştır olup bitene.

Amerika, birçok ülkede iktidarı belirler. Amerika istemedikçe kimse bir şey yapamaz türü tuhaflıklarla dolu absürt düşünceler, kabullenmeye dönüşür. Aslında bu yaklaşım, bağımsız düşünmeyi, kendi olmayı, kendi başına hareket etmeyi köreltip duruyor… Kimse dönüp de, arkadaşlar, Amerika’da Trump da aynı, Biden de aynı… Amerika politikaları emperyal düşünceler üzerine kuruludur. Merkezde kendileri vardır, dışarıda sömürmekte oldukları topluluklar… Kendileri efendi, has insan, has topluluk, diğerleri, onlara yardımcı olmak için yaratılmış kitleler… Ne acıdır ki, Amerika kafası bu şekilde kategorize ediyor olup biteni…

Peki, ne yapmalı? Rasyonel bakmalı hadiselere. Zira gözümüzü kapatarak, kendimize sanal dünya oluştursak dahi, bir zaman sonra, duvarlara çarparız. Gerçekler, bizi bir şekilde bulur…

Adamların, size bakışı, Müslüman kimliğinizden ötürü önyargılıdır zaten… Kimi halkı Müslüman olan ülkelerin yönetimleriyle, Amerika’nın dostluğu çıkar üzerinedir… Amerika o ülkelerin yöneticilerini kullanmakta sınır tanımaz… Tanımaz da. Silahı, arabayı, iletişim araçlarını kime satacak Amerika? Ürettiklerini, petrolle takas etmek için her yolu mübah görmeye... Halkı Müslüman ülkelerin yöneticilerini yanlarına alıp, kullanmaya devam edeceklerdir…

Bize düşen… Kazılan kuyuya düşmemektir… Aynı delikten iki kez yılana ısırılmamaktır.

Amerika bildiğiniz Amerika… Seçimlerde kaybeden de kazanan da, aynıdır… Zihniyetleri, niyetleri, amaçları aynıdır hepsinin. Kimse, kendi kendine, bunlar demokrat, bunlar iyi, bunlar kötü diye nitelendirmeye, isimlendirmeye kalkmasın…

Sömürgeci kafalardan dost olmaz. İnsanlık adına yarar sağlanamaz.

Tırnağınız varsa, kafanızı kaşıyın sözü ne doğru… Ümmet olarak… Millet olarak güçlü olmak… Yöneticilerin vurdumduymazlığına aldırmadan, inancımız gereği, yaşanılır bir dünya kurmak için… Adaletli bir gelecek inşa etmek uğruna yola devam etmek. Mücadeleden bir adım dahi geri durmadan koşmak zorundayız…

Bırakın Amerika oyunlarını… Bırakın Amerika’nın akıl bulandıran filmlerini… Kendi gerçeğimize dönelim… Kendi yolumuza. İşimize.

Cambaza bak deyip cebimizi boşaltanların oyunlarına gelmeyelim.