23 Nisan 2021 Son güncelleme saati 10:50 GMT جمعه 03 اردیبهشت 1400
28 Şubat 2021 15:05
28 Şubat darbesi nedir, 28 Şubat'ta ne oldu, neler yaşandı?
FHA - 28 Şubat darbesi nedir? 28 Şubat’ta ne oldu? 28 Şubat post modern askeri darbesinin üzerinden yirmi bir yıl geçti. Topluma uygulanan baskı ve yasaklar ise hafızalarda halen yerini koruyor. İşte kısaca 28 Şubat sürecinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler...

FHA - Türk siyasi tarihinin karanlık sayfalarında yerini alan ve "Postmodern darbe" olarak nitelendirilen 28 Şubat 1997'deki MGK toplantısının üzerinden 24 yıl geçti. Kadınların başörtüsü olduğu için okullara sokulmadığı, var olan toplumsal düzeni korku ve tehlike mantığına endeksleyen kararların kâğıda döküldüğü günün adıdır 28 Şubat.

Yeni bir siyasi dönemin kapısını aralayan ve yoğun tartışmalara neden olan 28 Şubat'a giden süreçte Türkiye, tarihinin önemli günlerinden birini yaşadı.

Necmettin Erbakan'ın başbakanlığında, Refah Partisi (RP) ve Doğru Yol Partisi (DYP) arasında 28 Haziran 1996'da kurulan 54. Hükümet'te, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev aldı.

"Rejimin tehdit edildiği" görüşünün sık sık dillendirildiği bu dönemde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Erbakan'ın, 24 Ocak 1997'de Kayseri'ye yaptığı gezi sırasında, tek tip elbise giyip bere takan il örgütü görevlileriyle ilgili partiye uyarıda bulundu. Söz konusu durumun "Siyasi Partiler Yasası'na aykırı olduğunu" ifade eden Başsavcılık, RP Kayseri İl Yönetim Kurulunun 30 gün içinde görevden el çektirilmesini istedi.

Başsavcılılık, "fesih işleminin yapılmaması halinde, RP hakkında kapatma istemiyle dava açılacağını" da partiye iletti.

RP'li Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın 31 Ocak 1997'de düzenlediği "Kudüs Gecesi"nde İran'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bagheri'nin de katılarak bir konuşma yapması ve sergilenen gösteriler, "rejim tartışmalarının" daha da alevlenmesine yol açtı.

Başbakan Erbakan, 1 Şubat 1997'de, kamuoyundan yükselen itiraz sesleri ve DYP'li bazı bakanların "İmza atmayız" tepkisine rağmen "üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan" kararnameyi Bakanlar Kurulunda imzaya açtı.

Soruşturma açılıyor

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı, tepkilere yol açan "Kudüs Gecesi"ni düzenleyen RP'li Belediye Başkanı Yıldız hakkında 2 Şubat 1997'de ayrı ayrı soruşturma başlattı.

Söz konusu gecede konuşan İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, 3 Şubat 1997'de Dışişleri Bakanlığına çağrılarak protesto edildi.

Tanklar Sincan sokaklarında

Yaşanan bu gelişmeler içerisinde, 28 Şubat sürecinin unutulmayacak görüntüleri olarak tarihteki yerini alan "Sincan'dan tankların geçmesi" olayı yaşandı.

Sincan'da 4 Şubat 1997'de 15 tank ve 20 kariyer, ilçeden geçerek Yenikent'teki tatbikat alanına gitti.

"Askerin uyarısı" olarak değerlendirilen bu gelişme, Sincanlılar tarafından "darbe oluyor" şeklinde algılanarak, şaşkınlığa yol açtı.

Yaşanan gelişmeler üzerine harekete geçen dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Sincan'dan tankların geçtiği gün Belediye Başkanı Yıldız'ı görevden uzaklaştırdı.

Ankara DGM'deki sorgusunun ardından Terörle Mücadele Şubesince gözaltına alınan Yıldız, beraberindeki 9 kişiyle "yasa dışı silahlı çeteye yardım, halkı kin ve düşmanlığa tahrik" iddiasıyla tutuklandı.

emokrasinin vesayetle imtihanı Refah Partisi’nin (RP) 1994 yerel seçimlerinde patlama yapması ve ardından 24 Aralık 1995 seçimlerinde sandıktan birinci parti çıkmasıyla başladı. Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi yüzde 21,37 ile seçimden birinci çıktı. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini Erbakan’a vermemek için dirense de ANAYOL projesi kısa sürede çökünce mecbur kaldı. Refah, DYP ile Refah-Yol hükümetini kurdu, Erbakan başbakanlık koltuğuna oturdu. Ancak vesayetçiler pes etmedi. Türkiye’de toplu bir cinnet senaryosu sahneye konuldu.

İRTİCA SENARYOSU

Refah hükümetinin kurulması büyük sermaye başta olmak üzere pek çok kesimi rahatsız etti. Askeri vesayetin başrolü aldığı süreçte muhalefet, sendikalar, yargı, iş dünyası ve merkez medya “irtica geliyor” korkusu pompaladı. Erbakan’ın 11 Ocak 1997’de verdiği iftar yemeğiyle koparılan yaygara sonrası, RP’li Sincan Belediyesi’nin 30 Ocak’ta düzenlediği “Kudüs Gecesi” bahanesiyle de belediye başkanı Bekir Yıldız tutuklandı. 4 Şubat’ta Sincan’da asker 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı. Dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Org. Çevik Bir, o görüntü için “Demokrasiye balans ayarı yaptık” dedi.

ERBAKAN İMZALAMADI

Demirel, Erbakan’a uyarı mektubu gönderdi. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya “İrtica, PKK’dan daha tehlikeli” dedi. 28 Şubat 1997 MGK’sı tarihe geçti. 9 saat süren toplantıda komutanların irticaya karşı tedbir gerekçesiyle tarikatlara bağlı okulların Milli Eğitim’e devri ve 8 yıllık kesintisiz eğitime geçiş gibi istekleri Erbakan ve kurmaylarını sıkıntıya soktu. Erbakan, hükümete muhtıra niteliğindeki kararlara direndi. Demirel, MGK kararlarının uygulanmaması halinde devletin yürümeyeceğini söyledi. 2 ay sonra MGK toplanıp 28 Şubat’ta alınan kararların ne kadar uygulandığını belirlemek için Batı Çalışma Grubu’nu kurdu.

BİN YIL SÜRMEDİ

18 Haziran’da Erbakan, hükümet ortağı Tansu Çiller’le anlaşıp onun başbakan olması için koalisyon içi görev değişikliği nedeniyle istifasını verdi. Ancak Cumhurbaşkanı Demirel, hükümet kurma görevini Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Yılmaz da 11 gün içinde Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu. 28 Şubat MGK kararları hızla işleme konuldu. İsmail Hakkı Karadayı’dan görevi devralan Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “Bin yıl sürecek” dediği 28 Şubat, 3 Kasım 2002’de AK Parti’nin iktidara gelmesiyle son buldu. Başörtüsü yasağı, hukuksuz katsayı uygulaması gibi antidemokratik uygulamalar tek tek ortadan kaldırıldı.

Gülen, hükümeti istifaya çağırdı

28 Şubat süreci uygulamaları FETÖ’nün değirmenine su taşıdı. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen sürece destek verdi. 28 Şubat’ta demokrasiye müdahaleyi haklı gösterip seçilmiş hükümeti istifaya çağıran Gülen, 16 Nisan 1997’de ulusal bir kanala verdiği röportajda, “Askerlerimiz bir yönüyle yaptıkları bazı şeylerden ötürü bazı çevrelerce, belki antidemokratik davranıyor sayılabilirler. Ama onlar, konumlarının gereğini, Anayasa’nın kendilerine verdiği şeyleri yerine getiriyorlar. Hatta dahası, ben zannediyorum, onlar, bazı sivil kesimlerden daha demokrat” demişti.

RP’ye kilit

Dönemin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 21 Mayıs 1997’de “laikliği aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle Refah Partisi’nin (RP) sürekli kapatılması istemiyle dava açtı. Anayasa Mahkemesi, RP’yi 16 Ocak 1998’de “demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı davranarak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve millet egemenliği ilkelerini çiğnediği ve irticai faaliyetlerin odağı olduğu” gerekçesiyle kapattı. Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, İbrahim Halil Çelik’in milletvekillikleri düşürüldü ve 5 yıl siyaset yasağı getirildi.

Günbey: Erbakan tek başına mücadele etti ve 28 Şubat kararlarını imzalamadı

Merhum Necmettin Erbakan'ın başbakanlığında, Refah Partisi (RP) ve Doğru Yol Partisince (DYP) kurulan 54. Hükümetin Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Sacit Günbey, 1995'te Türkiye'nin ekonomisinin çok kötü durumda olduğunu, batma noktasına geldiğini fakat halkın kendilerini ancak Erbakan'ın kurtarabileceğine inandığını anlattı. 28 Şubat sürecine de değinen Günbey, 'Erbakan hoca, çok cesur bir insandı. 28 Şubat'ın Milli Güvenlik Kurulu'nda tek başına askerlerin şiddetli muhalefetine rağmen onlarla dokuz saat boyunca dişe diş tezlerini çürütmeye çalıştı, 28 Şubat kararlarını imzalamadı.' dedi.

 

   ***

 

Refah Partisi 1995 Genel Seçimlerinde birinci parti olmuştur. 1996 yılında, seçimlerin ardından kurulan DYP-ANAP koalisyon hükümeti, Refah Partisi’nin güven oylaması hakkında hukuksal inceleme yapılması için Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru haklı görülerek güven oylaması geçersiz sayıldığından dağılmıştır. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında kurulan 54. Hükümet (Refahyol hükümeti), 8 Temmuz 1996’da TBMM’de yapılan oylamada güvenoyu almayı başarmıştır.

28 ŞUBAT SÜRECİ

RP-DYP Koalisyonu kurulmasının ardından bu dönemde yaşanan bazı olayların, 28 Şubat sürecini tetiklediği ve hızlandırdığı iddia edilmektedir. Bu olaylar;

2 Ekim-7 Ekim 1996 tarihleri arasında Başbakan Necmettin Erbakan sırasıyla Mısır, Libya, Nijerya’yı ziyaret etti. Libya’da, Kaddafi’nin bir çadırda Erbakan ile yaptığı görüşmede sarfettiği sözler muhalefet ve basın tarafından ağır bir şekilde eleştirildi.
6 Ekim 1996’da Ankara Kocatepe Camisi’nde “şeriat isteriz” diye bağıran sakallı, cübbeli ve âsâlı Aczmendîler gösteri yaptı.

3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen bir trafik kazasında mafya, siyasetçi, polis ilişkileri açığa çıktı. Başbakan Erbakan ‘fasa fiso’ dedi, Adalet Bakanı Şevket Kazan ise, aydınlık için bir dakika karanlık toplumsal eylemi için “Mum söndü oynuyorlar” dedi.
Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, 10 Kasım 1996 tarihli Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söyledi. Karatepe konuşmasında şunları söylemişti: “Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur.” Karatepe bu konuşması nedeniyle 1 yıl hapis ve 420.000 lira ağır para cezasına mahkûm edildi.

Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 11 Ocak 1997 Cumartesi günü, Başbakanlık Konutunda tarikat liderleri ve şeyhlere iftar yemeği verdi.
Yüksek rütbeli subaylar 22 Ocak 1997 tarihinde Gölcük’te toplanarak irticanın iktidarda olduğunu tartıştılar.

30 Ocak 1997’de Sincan belediyesi Kudüs gecesi düzenledi. Belediye başkanı Bekir Yıldız, İran büyükelçisinin misafir olduğu gecede sahneye konulan cihad oyunu basında tepki oluşturdu. Star muhabiri Işın Gürel saldırıya maruz kaldı. Bekir Yıldız tutuklandı, mahkûm edildi.
3 Şubat 1997’de, Ankara’da Star TV muhabiri Işın Gürel’in muhafazakar biri tarafından saldırılarak dövülmesi toplumda büyük bir tepkiye neden oldu.
4 Şubat’ta Sincan’da askerler 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı.
5 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Erbakan’a uyarı mektubu gönderdi.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya ‘İrtica, PKK’dan daha tehlikeli’ dedi.
11 Şubat’ta Şeriata Karşı Kadın Yürüyüşü Ankara’da yapıldı.
23 Şubat 1997’de Fatih Camii’nde öğlen namazının ardından bir grup ellerindeki yeşil bayraklarla “şeriat isteriz”, “yaşasın Hizbullah” sloganlarıyla yürüdü. İslamcı gazeteci Yaşar Kaplan, gerektiğinde İslam uğruna şehit olacaklarına dair bir açıklama yaptı.

28 ŞUBAT NEDİR? 28 ŞUBAT KARARLARI NELERDİR?

28 Şubat’ta yapılan MGK toplantısı 9 saat sürdü. MGK laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu sert bir şekilde vurguladı. 28 Şubat 1997’deki MGK kararları hükümete bildirildi. Kararda, laiklik için yasaların uygulanması istendi, tarikatlara bağlı okullar denetlenmeli ve MEB’e devredilmeli, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli, Kuran kursları denetlenmeli, Tevhidi Tedrisat uygulanmalı, tarikatlar kapatılmalı, irtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı, kıyafet kanununa riayet edilmeli, kurban derileri derneklere verilmemeli, Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı, deniliyordu.

28 Şubat sonrası yaşanan gelişmeler

4 Mart’ta Başbakan Erbakan, MGK kararları yumuşatılmazsa imzalamayacağını söyledi ve imzalamadı.
13 Mart’ta Başbakan Necmettin Erbakan, medya tarafından MGK kararlarını ”imzaladı” şeklinde sunuldu. Ancak 2013’te başlatılan ”28 Şubat Post Modern Askeri Darbesi Davası” soruşturmasında Erbakan’ın kararları imzalamadığı MGK tutanakları incelenerek teyit edildi. Nitekim dönemin gazetecilerinden olan Mehmet Ali Birand da CNN Türkte katıldığı Cüneyt Özdemir’in programında bu bilgiyi teyit etmiş, kendilerinin (gazetecilerin) kandırıldığını söylemişti.
21 Mayıs’ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘Ülkeyi iç savaşa sürüklediğini'' söyleyerek, RP’nin kapatılması için dava açtı.
3 Haziran’da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM’de başladı.
7 Haziran’da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu.

10 Haziran’da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verildi.
18 Haziran’da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller’e devretmek olduğunu belirtti.
19 Haziran’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller’e vermeyip, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi.
30 Haziran’da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk’la birlikte ANASOL-D Hükümeti’ni kurdu.
2012 yılında ise TBMM, darbeleri araştırma komisyonu kurmuş ve 28 Şubat başta olmak üzere askeri darbeleri araştırmaya başlamıştır.Bu sürecin yargılanması ise 28 Şubatta etkin rol oynayanların tutuklu yargılanması ile başlamıştır.
2 Ekim 2012 tarihinde Dönemin Başbakan Yardımcısı ve DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ‘mağdur’ sıfatıyla ifade vermiştir.

mardin