24 Ocak 2022 Son güncelleme saati 20:42 GMT 1/24/2022 12:12:24 AM
7 Ocak 2022 09:16
Abdülkadir Özkan -Yorum ABD teröristlerin, Rusya Esad’ın yanında
FHA- Suriye’de devam eden çatışmaların boyutu artık tüm ölçülerin dışına çıktı. Milyonlarca Suriyeli ülkelerini terk ederek kendilerine yeni bir yaşam alanı aramaya çıktılar.

FHA- Milyonlarcasının ülkemizde olduğunu sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Bu arada, ülkemiz üzerinden Avrupa’ya gitmek isteyenlerin sayısı da milyonlarla ifade ediliyor. Çünkü Suriye parçalanmış. Bir kısmı ABD’nin desteklediği terör örgütlerinin kontrolüne girmiş, bir kısmı rejim tarafından kontrol altında tutuluyor. Bu bölgeler aynı zamanda Rusya’nın da hâkimiyet sağladığı bölümleri oluşturuyor. Kısacası, Suriye her geçen gün kan kaybediyor. Parçalanma devam ediyor. Bazı bölgelerde çatışmaların sona erdirilmesi hususunda Rusya, İran ve Türkiye arasındaki anlaşmaya göre çatışmasızlık kabul edilen İdlib zaman zaman rejim ve Rusya tarafından bombalanıyor. 4 milyona yakın insanın yaşadığı İdlib bazı haberlere göre Rusya’nın, bazılarına göre de rejimin saldırılarına maruz kaldığı için şehrin suları kesilmiş durumda. Rejim muhaliflerinin kontrolündeki İdlib bir türlü çatışmalardan, saldırılardan kurtulamıyor.
Tüm bunların anlaşılır bir tarafı da yok. Çünkü dikkat edilirse Suriye’de yıllardan beri devam eden çatışmalarda ABD ve Rusya kendilerine göre taraflar oluşturmuşlar, olayların doğrudan olmasa bile dolaylı olarak içinde olmalarına rağmen bu iki sömürgeci bir kez olsun karşı karşıya gelmediler. Sanki aralarında vardıkları bir anlaşma gereği Suriye’ye belirledikleri nihai hedefe göre yaptıkları paylaşmaya sadık kalıyorlar. Bir takım örgütleri çatıştırıyor. Arada bir Esad’a bir iki hamle yapması için izin veriyorlar, olan Suriye halkına oluyor. Bir yandan terör örgütleri ve ABD, öbür yandan Esad ve Rusya’nın saldırıları arasında sıkışıp kalan insanlar ister istemez ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor. Ülkelerini terk edenlerin geri dönmeleri konusunda dünya ülkeleri de ciddi bir adım atıp, ülkelerini terk etmek zorunda kalmış olan Suriyelilerin ülkelerine dönmelerini sağlayacak hiçbir adım atmıyorlar. Özellikle AB ülkelerinin tek hedefleri var, Suriyeli göçmenler Türkiye’de kalsınlar, Avrupa’ya ulaşmasınlar. Zaman zaman bir takım yetkilileri ülkemiz ve Yunanistan’daki göçmen kamplarına göndererek sanki pazardan meyve alıyorlarmışçasına işlerine yarayacakları seçip ülkelerine gitmelerini(!) kabul ediyorlar. Kısacası, milyonlarca Suriyelinin hayatının hiçbir önemi yok. Yeter ki, onlar belirledikleri nihai hedefe ulaşsınlar, bu hedefin önündeki engeller bertaraf edilsin.
Sonuç olarak Suriye’de Müslüman kanı akmaya devam ederken başlangıçta “Suriye’yi Esad’ın zulmünden (!) kurtarmak için harekete geçtiklerini; Suriye’yi özgürleştireceklerini” (!) söyleyen sömürgeciler gelinen noktada Suriye’de adeta soykırım uyguluyorlar. Olayların başından itibaren Suriye’de taraf olan ülkemizin özellikle ABD ve Rusya tarafından yalanlarla oyalandığını, sürekli kaybeden taraf olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Suriye ile hiçbir sınırı olmayan ABD ve Rusya Türkiye’nin Suriye’de belirleyici olmasını da istemiyorlar. Sadece ülkelerini terk eden Suriyelilere kucak açan, her türlü bedeli tek başına ödemeye mahkûm bir Türkiye ortaya çıkıyor. Bunun da ötesinde Suriye’den göçlerin başlamasının hemen ardından panikleyen AB ülkeleri Türkiye’deki mültecilerin ülkelerine gelmesini engellemesini istemiş, bu hususta ortaya çıkacak maddi kayıpların karşılanması hususunda destek vereceklerini taahhüt edenler de verdikleri söze ve attıkları imzaya sahip çıkmadılar. Kısacası, her zaman olduğu gibi Haçlı ittifakı birlikteliğini sürdürüyor ve ciddi bir ihtilafları da söz konusu olmuyor. Olan sadece Müslümanlara oluyor, onlar göçmen durumuna düşüyor, can veriyor. Bu bakımdan Haçlılara güvenerek başta Türkiye olmak üzere hiçbir Müslüman ülkenin sonuç olmasının mümkün olmadığını görmek gerekiyor.